Almanya nükleer istemiyor

02 Temmuz 2008

Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre muhalefet liderleri, Almanya’da konuşlanmış ABD atom silahlarının gönderilmesini istediler.

FRANKFURT (Cumhuriyet Bürosu) - Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre muhalefet liderleri, Almanya’da konuşlanmış ABD atom silahlarının gönderilmesini istediler. Amerikan Hava Kuvvetleri’nin geçen hafta iç dağıtıma verilmiş bir raporunda ABD’nin, Avrupa’daki atom silah depolarının Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) güvenlik standartlarının hiçbirine uygun olmadığının belirtilmesi, Alman politikacıları harekete geçirdi.

Söz konusu raporun Amerikan Bilim Adamları Federasyonu’nun (FAS) internet sitesinde yayımlanmasından sonra Berliner Zeitung gazetesine bir demeç veren liberal FDP lideri Guido Westerwelle, “Almanya’daki atom silahları soğuk savaş döneminden kalmadır ve tümünün gönderilmesi gerekir” dedi.

Aynı gazeteye konuyla ilgili konuşan Yeşiller Partisi’nden Jürgen Trittin de “yalnızca atom silahlarının gönderilmesi değil, Almanya’nın atom silahlarına ortak olmaktan da vazgeçmesi gerektiğini” öne sürdü.

Sol Parti lideri Gregor Gysi ise “Atom silahlarının depolanmasındaki güvenlik eksikliği gösteriyor ki, atom silahlarıyla güvenlik olmaz” diye konuştu.

Koalisyon ortağı Sosyal De- mokrat Parti’nin (SPD) dış politika sözcüsü Niels Annen de Berliner Zeitung gazetesine yaptığı açıklamada, “atom silahlarının çekilmesi nükleer silahsızlanma konusunda çok büyük bir adımı olurdu” dedi.

Hükümetin muhafazakâr kanadı CDU-CSU ise atom silahlarının geri çekilmesine kesinlikle karşı çıkıyor. Birlik partileri sözcüsü Eckart von Klaeden “Kuşkusuz silahlar için en yüksek güvenlik sağlanmalı, ama biz dünyada nükleer silah bulunduğu sürece bu silahları Almanya’da korumalıyız” dedi.

24.06.2008     Cumhuriyet

Batı’nın zehirli atıkları, yoksul ülkelere gidiyor

02 Temmuz 2008

Sanayi ülkelerinin zehirli atıkları yoksul ülkelere sevk etmesini yasaklayan Basel Anlaşması’nın tarafları, Bali’de üç gün sürecek bir konferansa katılıyor. Konferansta anlaşma metnindeki yasal boşluklar ele alınacak.

Eski elektronik eşyalar ve kimyasal atıklar gibi zehirli çöp ve atıkların yok edilmesi yalnızca ulusal bir sorun değil. Sanayi ülkelerinin zehirli atıkları, giderek artan oranda yoksul ülkelere sevk ediliyor.

1989 yılında imzalanan Basel Anlaşması ile zehirli atıkların yoksul ülkelere gönderilmesi yasaklanmıştı. Ancak firmalar, anlaşmanın yükümlülüklerinden kaçınmak için yeni yöntemler geliştiriyorlar. Basel Anlaşması’nın tarafları, metindeki yasal boşlukları ele almak üzere Pazartesi’nden itibaren üç gün süreyle Bali’deki uluslararası konferansta sorunu masaya yatırıyorlar.

Atıklar gelişmekte olan ülkelere

Artık kullanılmayacak durumda olan eski gemilerin çoğu Bangladeş, Hindistan, Türkiye gibi ülkelere gönderilip parçalanıyor. Parçalar, insan sağlığını tehdit eden ve çevreye zararlı zehirli maddeler içeriyor. Endüstri ülkelerinde kullanım süreleri dolmuş eski bilgisayar ve cep telefonları da genellikle Afrika ülkelerine gönderiliyor ve orada parçalara ayrılıyor.

1994 yılında yürürlüğe giren Basel Anlaşması’na göre, zehirli atık ticareti, alıcı ülkenin rızası olmadığı sürece yasak. Anlaşma özellikle tıbbi atık, pil, kimyasal atık gibi zehirli atıkların ihracına katı kurallar getiriyor. Ancak bu düzenlemeler, kimi yasal boşluklar da içeriyor. Almanya Çevre Bakanlığı’nda görevli, Basel Anlaşması Uzmanı Joachim Wuttke, anlaşmadaki noksanlığa şu sözlerle dikkat çekti:

”Bu anlaşmada çok büyük bir sorun var: Atıkları kapsayan düzenlemeler, firmalar tarafından, ‘ürünler için geçerli olmadıkları’ gerekçesiyle uygulanmıyor. Bu nedenle de daha önce oluşturulan denetim sisteminin dışında kalıyor.” Firmalar özellikle elektronik atıkları yoksul ülkelere sevk ederken bu yöntemi kullanıyor.

Çocuk işçiler zarar görüyor

Bir bilgisayarı kullanmak ile parçalarına ayırmak arasında ise ciddi farklar var. Zira bilgisayar parçaları ağır metaller gibi insan sağlığı açısından zararlı maddeler içeriyor. Yoksul ülkelerde bu atıkların ayrıştırılması işinde çalışan işçiler ise çoğunlukla koruyucu maske dahi kullanmıyor.

”Hamburg Çevre Ağı” adlı çevre kuruluşunun başkanı Klaus Koch, zehirli atıkların çocuklar için yetişkinlerden daha zararlı olduğunu söyledi ve büyüme çağındaki çocukların, yüksek oranda zararlı maddeyle temas içinde olmaları ve oradaki havayı teneffüs etmeleri durumunda, hem kansere yakalanma riskinin arttığını hem de ömürlerinin kısaldığını belirtti.

Anlaşmada yasal boşluklar var

Çevre kuruluşu Hamburg Çevre Ağı’ndan Klaus Koch, Batılı firmaların atıkları uygun bir biçimde yok etmek yerine, işi kılıfına uydurarak yükümlülükten kaçındığını öne sürdü. Koch, ”Atıkların nereye yollandığını ve hangi kıstasa göre ayrıştırıldığını kimse bilmiyor, kimse de bunu sormuyor. Bu noktada yasal bir boşluk var. Eğer Almanya, Avrupa’nın en büyük çevre dostu ülkesi olarak anılmaya devam etmek istiyorsa, bu boşluğu kapatan bir yasal düzenleme yapmak zorunda” şeklinde konuştu.

Sarah Mersch - Dw-World.de
24.06.2008

Dünya dönüm noktasında

02 Temmuz 2008

Dünyaca ünlü çevre analisti Brown, ‘İklimi kurtarmak için çok hızlı davranmalıyız’ dedi

Dünyaca ünlü çevre analisti Lester Brown, dünyanın iklim açısından bir dönüm noktasında bulunduğunu vurgulayarak “Eğer o dönüm noktası aşılırsa Kyoto ve benzeri tüm sözleşmeler geçersiz ve anlamsız kalacak” dedi. Brown, uluslararası birçok yatırımcının gözünün, rüzgâr santralları açısından büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye’nin üzerinde olduğunu söyledi.

TEMA Vakfı’nın davetlisi olarak “Plan B 3.0: Uygarlığı Kurtarmak İçin Harekete Geçmek” adlı yeni kitabını tanıtmak üzere Türkiye’ye gelen çevre analisti Lester R. Brown, gazetemizin sorularını yanıtladı. Brown, Türkiye’nin yeni taraf olduğu, 2012’de yürürlüğü sona eren Kyoto Protokolü’nün kriterlerine 4 yıl içinde ulaşmasının çok önemli bir gelişme olacağını belirterek “Ama uluslararası sözleşmelerin yapılıp sonra teyidinin alınması gibi bir sürece zamanımız kalmadı. Eğer dünyayı kurtarmak istiyorsak çok hızlı hareket etmeliyiz. Bununla ilgili bir örnek vermek istiyorum: ABD’de kömürle çalışan elektrik santrallarına karşı tabandan başlayan bir hareket var. Geçen yıl ABD’de 151 adet planlanmış kömürle çalışan santral projesi vardı. 60’ı ya reddedildi ya hiç uygulamaya konulmadı. 50 tanesi de şu anda dava edildi. Davalar kazanılmak üzere. Geriye kalan 40’ı lisans sürecine ulaşmadığı için bir şey yapılmadı ama lisans alır almaz dava edilecekler” diye konuştu.

Wall Street’te 4 büyük yatırımcının artık kömürle çalışan santralların finansmanına destek vermeyeceklerini açıkladığını dile getiren Brown, “Kömür sektörüne sırtlarını döndüler. Bu yıl sonuna doğru ABD’de kömürle işleyecek elektrik santralı konusunda tam bir yasaklamaya ulaşabiliriz. Ama bunun Washington ile hiçbir bağlantısı yok, tamamen bağımsız. Kömürlü santrallara karşı olan grupların başında olanlar, önce Çin, Avrupa bıraksın sonra biz bırakırız demediler. Biz ülkemizde bu santralları istemiyoruz diyerek yola çıktılar. Eğer bu mücadele kazanılırsa, dünyanın ikliminin dengelenmesi konusunda önemli ve çok büyük bir adım atılmış olacak. İlk büyük zaferimiz olacak. Ve bunun hiçbir uluslararası sözleşme ile ilgisi yok” dedi.

Kriterlere yaklaşılamadı

Brown, yürürlüğü dolmak üzere olan Kyoto Protokolü’nün hedeflediği kriterlere yaklaşılamadığını vurgulayarak ABD ve başka ülkelerin protokole taraf olmadığını, taraf olanların da kriterlere uyma konusunda yeteri kadar hızlı hareket etmediğini söyledi. ABD’de kömürle çalışan santrallara karşı başlatılan hareketin uluslararası hale geleceğini ümit ettiğini kaydeden Brown, İngiltere’de de böyle bir hareket başladığını anlattı.

Kyoto Protokolü’nün sona ereceği 2012’den önce çok büyük değişiklikler olmasını beklediğini açıklayan Brown, şunları söyledi:

“Kömür santrallarının reddedilmesi süreci gelişecek ve mevcutlarının da kapatılmasına kadar gidilecek. Uçaklarda sigara yasağı uygulanmaya başladığında önce arka bölümünde içilmesi serbestti. 1-2 yıl içinde her yerinde yasaklanmasına karar verildi. Atılacak cesur adımlar ve yeni hareketler konusunda büyük bir dönüm noktası yaşanacağına inanıyorum. Teksas’ta bir petrol devi 23 bin megavatlık rüzgâr enerji santralı kuruyor. Türkiye’de geçen kasım ayında rüzgâr santralı için ihale yapılmış ve 78 bin megavat için yoğun başvuru olmuş. Türk firmalarının yanı sıra uluslararası bazda rüzgâr çiftliklerine yatırım yapan şirketlerin de başvurusu olmuş. Bu, büyük bir uluslararası yatırım arzusu olduğunu gösteriyor. 2012 yılına kadar dünyanın birçok yerinde yenilenebilir enerjinin gelişiminde patlama bekliyorum.”

Nükleer çok pahalı

Brown, küresel iklim değişikliğinin çözümünün nükleer enerji olamayacağına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Nükleer santral yapılırken tüm masraflar fiyata dahil edilmeli. Atıklarla baş edilmesi, sigorta masrafları hesaba katılmak zorunda. Santralın devreden çıkarılması da masraflara dahil edilmeli; çünkü bu işlem kurulumdan daha pahalı. Nükleer enerjiye artık elektrik tekellerinin olduğu ülkelerde yatırım yapılıyor. ABD’de en son nükleer reaktör 29 yıl önce sipariş edildi. Burada elektrik santralını kurmak isteyen kurum, iddiaya girerim ki atıkların yok edilmesinin masraflarının hükümete ve vergi ödeyenlere yükleneceğini düşünüyordur. İklimi dengelemek istiyoruz ama bunu en az masraflı yolla yapmak istiyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak, nükleer enerjiye yatırım yapmaktan daha ucuz ve daha verimli. Yatırım yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak daha ucuz ve daha verimli. Nükleer hem çok pahalı hem rekabetçi değil. Nükleer enerjiyi isteyen ülkeler, bu enerjiyi nükleer silahlara erişim konusunda kullanmayı düşünüyorlar. Nükleer, uluslararası düzeyde siyasi olarak yönetilebilir bir konu değil.”

24.06.2008     Cumhuriyet

Dünya yok oluşa doğru gidiyor

02 Temmuz 2008

Bu son şans…

ABD’yi bundan tam 20 yıl önce küresel ısınma konusunda uyaran bilim adamı, durumun daha da kötüleştiğine dikkat çekerek, dünya için yeni bir uyarıda bulundu.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) önde gelen bilim adamlarından James Hansen, Kongre’de yaptığı konuşmada, atmosferde sera etkisi yaratan gazların “tehlikeli seviyeyi” çoktan aştığını belirterek, artık 1988′deki seviyelere geri dönülmesi gerektiğini söyledi.

Ekosistemin çökmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi değişimler başlamadan atmosferin insanların yarattığı bu yükü yalnızca 20 yıldan biraz daha fazla taşıyabileceğini belirten Hansen, “Dünya artık yok oluşa doğru gidiyor. Başka çare bulunmazsa kavrulacağız” diye konuştu.

Kömürle çalışan enerji tesislerinden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen küresel ısınma biliminin babası Hansen, “Bu son şans” dedi. (AA)

24.06.2008     Habertürk

Petrol şirketleri yargılanmalı

02 Temmuz 2008

20 yıl önce ABD Kongresi’nde ilk olarak küresel ısınma alarmını veren James E. Hansen, petrol devlerinin küresel ısınmayı yok gibi göstermekten yargılanmasını istedi

NEW YORK - 1988’de ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmada küresel ısınma uyarısı yaparak ilk alarm zili çaldıran biliminsanı olan James E. Hansen, dün tarihi konuşmasının 20. yıldönümü vesilesiyle Kongre’nin yine karşısına çıkarken, gündeminde bu kez fosil yakıt şirketlerinin yargılanması vardı. NASA’nın Godard Enstitüsü Başkanı ve Columbia Üniversitesi’nin çevrebilimleri profesörü Hansen’in konuşmasının içeriği önceden Guardian’da yayımlandı.
Daha önce tütün şirketlerinin sigarayla kanser arasındaki bağlantıyı örtbasa çalışmaları gibi fosil yakıt şirketlerinin de küresel ısınmanın gerçekliğine dair şüphe uyandırma kampanyası yürüttüğüne dikkat çeken profesör, bunların yöneticilerinin insanlığa ve doğaya karşı suç işlemekten yargılanmasını istiyor. Petrol devi ExxonMobil ile kömür devi Peabody Energy’nin yanlış bilgilendirme kampanyasını tümüyle bilinçli yürüttüklerini kaydeden Hansen, Guardian’a şunları söyledi: “Okul kitaplarına giren bilgiyi bile etkileyen örgütler yoluyla yanlış bilgi yayan başrol oyuncularından birinin CEO’su olma gibi bir konumdaysanız, bence suç işliyorsunuz.”
“Sorun lobicilik. Washington’da para konuşuyor, demokrasi çalışmıyor” diyen Hansen, iklim değişikliğini umursamayan Kongre üyelerini bizzat hedef alacağını, bunların kasımda yeniden seçilmemeleri için kampanya yürüteceğini belirtti.
20 yıl önce diğer biliminsanları konuşmaya çekinirken sera gazı etkisinden yüzde 99 emin olduğunu söylemiş Hansen, dün de atmosferdeki karbondioksit derişiminin güvenli düzeyi çoktan aştığından yüzde 99 emin olduğunu dile getirdi. Bugünkü derişim 385 ppm (milyonda 385 parça) ve yılda 2ppm artıyor. Oysa derişimin öncelikle 350 ppm’ye indirilmesi gerekiyor. Kasımda seçilecek yeni ABD Başkanı’nın sera gazı oranlarının düşürülmesine ilişkin Kyoto Anlaşması’yla ilgili tavrını belli etmesi açısından 2009’u kritik yıl olarak niteleyen Hansen’e göre, yeni başkan iklim değişikliğine karşı J.F. Kennedy’nin aya gitme kararına eşdeğer bir girişim üstlenmek zorunda.

Obama Enron’a karşı

Başkanlığın Demokrat talibi Barack Obama ise, dün varil petrol fiyatının 140 doları bulmasından rekor kar eden spekülatörleri sorumlu tutup spekülatörlerin at koşturmasına izin veren yasadaki Enron boşluğunu kapatma sözü verdi. ABD’nin en büyük yolsuzluk ve iflasına imza atmış şirket olan enerji devi Enron’un lobi faaliyeti sonucu Aralık 2000’de yürürlüğe giren yasa iki taraf arasındaki hisse alışverişi ile elektronik enerji borsasını hükümet düzenlemesinden muaf tutarak, fiyat manipülasyonuna izin veriyor. Gelgelelim gıda fiyatındaki artışın en önemli sebeplerinden biyoyakıtı destekleyen Obama, etanolün ‘milyarlarca doların petrol üreten düşman ülkelere gönderilmesini önleyerek ulusal güvenliğin sağlanmasında elzem olacağını’ söylemişti. Siyah adayın akıl hocalarının hepsi etanol lobisinin adamı.

McCain pil derdinde

Denizden petrol çıkarılmasını destekleyen Cumhuriyetçi John McCain ise, dün ‘Zihni Sinir projelere’ ilgisini belli edip, başkan olursa otomobilleri mükemmel ve temiz çalıştıracak pil üretene 300 milyon dolar ödül vereceğini duyurdu. Bunun için 300 milyon Amerikalının cebinden 1 dolar almayı planlıyor. (Dış Haberler)

24.06.2008     Radikal