Gürültü, Dünya Sağlık Teşkilatı’nın “kişinin fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik durumudur” şeklinde tanımladığı insan sağlığı için bir risk oluşturması yanında, hareketlerin engellenmesi, insanın normal ilgilerine ters düşmesi, stres ve rahatsızlık ortaya çıkarması dolayısı ile istenmeyen sesler olarak tanımlanabilir.
Günümüzde şehirlerde yaşayan insanların ağır hayat şartları, yıpratıcı çalışmaları sebebi ile bozulan fizyolojik ve psikolojik sağlığı, gürültüden etkilenmesini arttırmış, gürültüye karşı dayanıklılığı ve hoş görüyü oldukça azaltmıştır.
Ayrıca gürültünün kaynağını bilememe ve gürültünün azarlamayacağı inancı psikolojik yıpranmaya yol açmaktadır.
Yaptığı olumsuz etkilere göre gürültünün insana etkisi aşağıdaki şekilde gruplandırılmaktadır:
| 1. Derece | 30 dB – 60 dB | Konforsuzluk, rahatsızlık, öfke, kızgınlık, Konsantrasyon ve uyku bozukluğu |
| 2. Derece | 65 dB – 90 dB | Fizyolojik tepkiler (Kan basıncının artması, kalp atışı, solunum hızlanması, beyin sıvısındaki basıncın azalması, ani refleksler). |
| 3. Derece | 90 dB – 120 dB | Fizyolojik tepkilerin artması, baş ağrıları |
| 4. Derece | 120 dB üzeri | İç kulakta hasar ve dengenin bozulması |
| 5. Derece | 140 dB üzeri | Ciddi beyin tahribatı |
Gürültü, insanlar üzerinde ana hatları ile 4 şekilde olumsuz etkiler göstermektedir. Bunlar:
1- İşitme Sistemine Etkisi
Gürültü işitme sistemine geçici ve kalıcı olarak iki şekilde etki yapmaktadır. Geçici etkisi, geçici işitme kaybı, duyma eşiği (noktası) kayması veya duyma yorulması olarak bilinen işitme duyarlılığındaki geçici kayıptır.
Gürültü ile etkileşim çok fazla olursa, işitme sistemi eski özelliğine kavuşamamakta ve bu durumda kalıcı işitme kaybı ortaya çıkabilmektedir.
2- Fizyolojik Etki
Gürültü, günümüzün en önemli stres kaynaklarından biridir. Ani gürültüler, kişilerin kalp atışlarında (nabız), solunum hızında, kan basıncında, metabolizmasında, görme keskinliğinde, hatta derisinin elektrik direncinde değişmelere sebep olmaktadır. Gürültüler kesilince bu olumsuzluklarda ortadan kalkmaktadır.
Eğer gürültü sürekli ise, yüksek kan basıncının kalıcı olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca uykusuzluk, gürültüden kaynaklanan en önemli sağlık problemidir.
Bunlara ilave olarak gürültünün migren, ülser, kalp krizi, dolaşım bozukluklarına da sebep olduğu ileri sürülmektedir. Ancak, kulak rahatsızlıkları dışındaki belirtiler ispatlanmış değildir.
3- Psikolojik Etki
Gürültülü ortamlarda çalışan kişiler, rahatsız, tedirgin ve sinirli olmakta, fakat gürültü kalktıktan sonra da tedirginlik, sinirlilik hali devam edebilmektedir. Sinirli insanlarda mide, barsak rahatsızlıklarının olma ihtimali her zaman diğer insanlara göre daha fazladır. Bilinen gürültü sınır değerlerinin aşıldığı yerlerde yorgunluk ve zihinsel faaliyetlerde yavaşlama gözlenmektedir.
Ani gürültüler ise, insanlarda korku yaratabilmekte fakat bu zamanla ortadan kalabilmektedir.
4- Performans Etkisi
İş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerinin engellenmesi gibi etkiler şeklindedir. Gürültünün iş verimliliği üzerindeki etkileri araştırılmış ve karmaşık işlemlerin yapıldığı ortamların sessiz, sakin, basit işlemlerin yapıldığı ortamların ise biraz gürültülü olması gerektiğini göstermiştir. Araştırmalar hangi ortamda olursa olsun çok gürültülü ortamlarda, iş verimliliği ve üretimin düştüğünü ayrıca, iş kazalarının da arttığını göstermiştir.
