İklim görüşmeleri kritik aşamada
06 Ağustos 2010 – 16:54 | Yorum Yok

Yeni bir küresel iklim sözleşmesi için görüşmeler 2-6 Ağustos tarihlerinde Almanya’nın Bonn kentinde sürecek. Toplantıya BM İklim Sekretaryası Başkanlığı görevini devralan Christiana Figueres de ilk kez katılacak.
Kopenhag’daki Dünya İklim Zirvesi’nde tüm çabasına rağmen yeni bir …

Yazının tamamını oku »
Enerji

Atıklar

Doğal Hayat

Eko Yaşam

Çevre Dostları

Anasayfa » Kategori arşivi

Kategori: Çevre Bilim

Ekoloji mi? Çevre mi?
03 Ağustos 2009 – 10:24 | Henüz yorum yok.

Ekoloji mi, çevre mi?

11/07/2004 (640 defa okundu)

TAHİR ÇALGÜNER* (Arşivi)

ÇAĞATAY TAVŞANOĞLU** (Arşivi)

Bir süredir, bilinçli / bilinçsiz bir şekilde hem akademik yazında, hem de popülist, eklektik bir söylemle toplumsal yazında görülen, “ekoloji” kavramını, “çevrebilim” ile özdeşleştirme (eşitleme) çabası içinde olan bir akım; vizyonu olmayan, arkaik bir söylemdir. “Çevrebilim” diye bir bilim dalı yoktur. (Vardır diyenler, kuramcısını ve yılını bize iletebilirler). (Bkz: Kaynakça 1)
“Çevre”mizdeki (etrafımızdaki, muhit) her şey zaten “bilim”in nesnesidir. Nesnesi, “çevre” olmayan bir bilim dalı yoktur. Dolayısıyla bu durum, “çevrebilim” adı verilen sanal bir söylemin meşruiyetine gerekçe yapılamaz. “Çevre bilimleri” tamlaması, çoğul olarak kullanıldığında hemen hemen tüm temel ve uygulamalı bilim dalarını içine alır ve genel bir addır. Çevre, varlıkların genel adı. Biliminin adı ise ekolojidir.
“Ekoloji”nin Türkçe’ye “çevre”diye çevrilmesi kavramsal düzeyde bir yanılgıya yol açıyor. Çevre; “öze, esasa ilişkin olmama” durumunu anlatır. Nesnesi, sistemin kavranabilir bir bütünü olan her şey ekolojist bilim paradigmasının ilgi alanına girer. İşte ekolojiyi, indirgemeli pozitivist sosyal bilimlerden ayıran temel özellik budur. Bu bağlamda; “ekoloji” ve “çevre” kavramları birbirinin yerine kullanılamaz. İndirgemeli çevreci bir düşünce başlı başına ekosistem bütününde gizil sorunlara neden olabilecek bir potansiyeli içinde taşır.
Toplam ekoloji, (ekosistem bilimi), “çevre” kavramını da kapsar. Ekoloji (fizik ekoloji + sosyal ekoloji) “çevrebilim”e indirgenemez. İndirgenen her kavramı, indirgendiği “anlamsal” alanla özdeşleştirmek, hem pozitivist bilim hem “ekolojist bilim” hem de dilbilim kurallarına aykırıdır.
“Çevre”; anlam itibarıyla, “çevrelediğini” dışladığından (“dışsal”ladığından) ya da, çevrelediğine temelde etki altına alabileceğinden merkezde olma ya da olamama durumuna göre biçim değiştirir. Bu durum; bütünsellik (holistik) paradigmasının gerekleri ile çelişen sistemik düşünsel bir yaklaşımdır.
Kaldı ki; ekolojist bilim paradigması söylemlerinin, çevreci düşünsel paradigmaya karşı başı her zaman bir adım önde ve dik olmuştur. Kısacası, “çevrebilim”, “bilimsel” değildir. “İçeriği” olmayan bir biçimdir.
Biyolojiyi de kapsayan bir bilim olan ekoloji; “sosyal ekoloji” gibi bir alana da yayılım göstererek, yüzyılın en önemli farklı bir bilim paradigması ve toplumsal söylemi olma yolundadır. (Bkz: Kaynakça 2)
Kamuoyunun gündemine ve bilgisine sunulur.

* Y. şehir plancısı – ekolojist
** Ekolog – ekolojist
KAYNAKLAR
1. Hamamcı. C., 1997. ÇevreBilim. İmge Yayınevi
2. Çalgüner. T., 2003. Çevre mi? Ekoloji mi? Nobel Yayıncılık,Ankara

Anayasamızda neden “Ekoloji” kelimesine rastlamıyoruz?
01 Ağustos 2009 – 20:25 | Bir Yorum

Geçenlerde yine adamın biri, sözde bir ‘başlık’ atmış;
“yeni anayasadaki en önemsiz konu: ÇEVRE”…diyerekten (;-)

“ Üst-Bilinçsel (Zihinci) Planlama” ya doğru…
01 Ağustos 2009 – 11:22 | Henüz yorum yok.

Bu yazıda, günlük dilde sıkça kullandığımız “Planlama” kavramını, mekan planlaması açısından -iki tarihsel süreçte- yorumlamaya çalışacağım. Öneri üçüncü yol hakkında da bazı ipuçları vereceğim.
DÖNEM I (MODERNİZM)
Planlama düşüncesi, batıda (sanayi devrimiyle) öncelikle; Genel Halk Sağlığı ve …

Sehven Çevre-bilim-ciliği ve “Lütfen Ekolojisi”
01 Ağustos 2009 – 11:04 | Bir Yorum

Küreselleşmenin, yaşamın değişik alanlarındaki sanal görünümlerin ardında yatan ortak, de facto (fiili) örüntülerinin ve Neo-liberalizm ”kavram sahteciliğinin”, Neoklasik iktisat kuramındaki köklerini betimlemek gerekmektedir. (2) Sonra da, Post- Modernist felsefenin sabıka ünlüsü, “dil oyunlarını! ” da …