<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" ><channel><title>Ekoloji &#187; Coğrafya</title> <atom:link href="http://www.ekoloji.biz/category/cevre-bilim/cografya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.ekoloji.biz</link> <description></description> <lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 20:20:19 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator> <item><title>Göçlerin Neden ve Sonuçları</title><link>http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/#comments</comments> <pubDate>Wed, 06 Apr 2011 15:59:24 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=4050</guid> <description><![CDATA[GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖÇ HİKAYELERİ Kavimler Göçü - Tarihteki en önemli kitlesel göç hareketidir. - 4 yy. gerçekleşen bu göçün nedenleri • Boylar arası mücadele • Çin baskısı • Kuraklaşan iklim • Artan nüfusa yeni yerler bulma isteği • Ekonomik zorluklar gibi nedenler sayılabilir. - Bu nedenler ile göç eden Türk kavimleri şu yolları kullanmıştır; • [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/">Göçlerin Neden ve Sonuçları</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><strong>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖÇ HİKAYELERİ</strong></p><p><strong>Kavimler Göçü</strong></p><p>- Tarihteki en önemli kitlesel göç hareketidir.<br /> - 4 yy. gerçekleşen bu göçün nedenleri<br /> • Boylar arası mücadele<br /> • Çin baskısı<br /> • Kuraklaşan iklim<br /> • Artan nüfusa yeni yerler bulma isteği<br /> • Ekonomik zorluklar gibi nedenler sayılabilir.<br /> <span id="more-4050"></span><br /> <strong>- Bu nedenler ile göç eden Türk kavimleri şu yolları kullanmıştır;</strong></p><p>• Kuzeye gidenler Sibirya’ya<br /> • Güneye gidenler Hindistan ve Afganistan’a<br /> • Doğuya gidenler Uzak Doğu’ya<br /> • Batıya gidenlerin bir kısmı Hazar Gölü Kuzeyinden Avrupa’ya bir kısmı ise Hazar Gölü güneyinden Anadolu, Mısır, İran ve Irak’a gitmişlerdir.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Kavimler-Gocu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-4051" title="Kavimler Gocu" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Kavimler-Gocu-300x207.jpg" alt="Kavimler Gocu 300x207 Göçlerin Neden ve Sonuçları" width="300" height="207" /></a></p><p>- Atın evcilleştirilmiş olması, araba ve tekerleğin bilinmesi bu göçleri kolaylaştırmıştır.<br /> - Kavimler göçü il çağın kapanıp orta çağın açılması, Avrupa’nın etnik yapısını değiştirmesi ve bu kıtanın bugünkü temellerinin atılması, Roma imparatorluğunu parçalaması açısından önemlidir.<br /> - Kavimler göçünün gerçekleşmesinde doğal, sosyal, ekonomik ve siyasi birçok neden ortaklaşa etkilidir.</p><p><strong>Yenidünya Göçleri</strong></p><p>- Kilise baskısı ile oluşturulan Haçlı orduları her ne kadar amaçlarına ulaşamadılarsa da bu olumsuz durumdan pusulayı bularak yarar sağlamayı bildiler.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Cografi-Kesifler.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-4052" title="Cografi Kesifler" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Cografi-Kesifler-300x225.jpg" alt="Cografi Kesifler 300x225 Göçlerin Neden ve Sonuçları" width="300" height="225" /></a></p><p><strong>- Yenidünya göçlerinin ortaya çıkmasında;</strong></p><p>• Siyasi ve dini baskılar<br /> • Özgür yaşama isteği<br /> • Macera arayışı<br /> • Ekonomik nedenler<br /> • Coğrafi bilgilerdeki artış gibi faktörler etkili olmuştur.</p><p>- Coğrafya bilgilerini ilerleten Magellan, Kristof Kolomb, Vasco Dö Gama, Bertelmi Diaz gibi pek çok denizci 19 yy. sonlarına doğru Hindistan-Afrika, Amerika ve Avustralya (Okyanusya) gibi yerleri keşfederek burada pek çok koloni kurmuşlardır.<br /> - İngilizler Kuzey Amerika, Hindistan, Yeni Zelanda ve Afrika’nın bazı yerlerinde<br /> - Fransızlar Kuzey Amerika ve Güney Amerika’nın kuzeyi ile Afrika’nın bazı yerlerinde<br /> - İspanyollar Brezilya hariç Güney Amerika’da<br /> - Portekizler Brezilya ve Kuzey Afrika’da koloni kurmuşlardır.<br /> - Bu ülkeler kolonilerinden topladığı bir çok insanı kendi ülkelerinde köle olarak kullanmak için zorla göç ettirmişlerdir.<br /> - Yenidünya göçlerinin oluşmasında çekici ve itici faktörler birlikte etkili olmuştur.</p><p><strong>Mübadele Göçleri</strong></p><p>- Mübadele değiş-tokuş, takas ve değişim gibi anlamlar taşımaktadır.<br /> - Dolayısıyla bu göçlerde ülkelerin karşılıklı göç vermeleri söz konusudur.<br /> - Bir antlaşmanın esaslarına dayanarak yapılır.<br /> - Bu göçler zorunlu göç kapsamındadır.<br /> - Kurtuluş savaşı sonrası Türk-Yunan mübadelesi, Kıbrıs barış harekatı sonrası Türk-Rum mübadelesi, 1947 yılında Hindistan ve Pakistan’ın ayrılması ile Hindu-Müslüman mübadelesi bu göçlere örnektir.</p><p><strong>Mülteci Göçü</strong></p><p>- Siyasi, dini etnik baskılar ile savaşlar sonucu başka ülkelere göç edenlere mülteci bu göçlere ise mülteci göçü adı verilir.<br /> - Mülteci diğer anlamıyla sığınmacı olduğu için bu göçlere Sığınma göçleri de denilebilir.<br /> - Bu göçler zorunlu göç kapsamındadır.<br /> - II. Dünya savaşı sonrası Nazi zulmünden kaçan Yahudilerin Filistin’e sığınması, 1989 yılında Bulgar hükümeti baskısından kaçan Bulgar Türkler ile 1997 Yugoslavya’nın soykırımından kaçan Boşnakların Türkiye’ye sığınması bu göçlere örnek verilebilir.</p><p><strong>İşçi Göçleri</strong></p><p>- İşsizliğin fazla olduğu gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru yapılan göçlerdir.<br /> - Bu göçlerin oluşmasında itici faktörler etkilidir.<br /> - II. Dünya Savaşı sonrası işçi gücünü büyük ölçüde yitiren ve ekonomileri bozulan Almanya, Belçika, Avusturya ve Fransa gibi ülkeler ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için 1952-54 yılları arasında işçi göçü antlaşmaları imzaladılar.<br /> - Bu ülkeler Türkiye, Yunanistan, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerden işçi göçü aldılar.<br /> - Ülkemiz ilk göçünü Almanya’ya daha sonra diğer Avrupa ülkeleri, Arap ülkeleri, Rusya ve Orta Asya ülkelerine göndermiştir.<br /> <strong><br /> İşçi göçünün nedenleri:</strong></p><p>• İşsizlik<br /> • İstihdam sorunları<br /> • Gelir dağılımındaki düzensizlikler<br /> • Yatırım eksikliği<br /> • Nüfus artış hızının yüksek olması<br /> • Düşük işçi ücretleri</p><p><strong>İşçi göçünün olumlu sonuçları:</strong></p><p>• Ülkelerin ve kültürlerinin başka ülkelerce tanınmasını sağlar<br /> • Ülkeyi yurt dışında temsil olanağı sağlar<br /> • Ülkeye döviz girdisi sağlar<br /> • Ülkedeki istihdam yükünü hafifletir.</p><p><strong>İşçi göçünün olumsuz sonuçları:</strong></p><p>• Nitelikli ve iş görür eleman kaybı<br /> • Göç eden ailelerde kültür çatışması ve kültürel yozlaşma<br /> • Yabancı ülkelerde doğan çocukların milli kültür ve tarihinden uzak kalmaları</p><p><strong>Beyin Göçü</strong></p><p>- İyi eğitilmiş ve belli bir alanda uzmanlaşmış, ülkedeki bilim ve tekniğin gelişmesine katkı sağlayacak nitelikli (vasıflı) elemanların ülkelerini terk etmesidir.<br /> - Bu göç yeni çıkmış bir olgu olmamasına rağmen günümüz koşullarda göç veren ülkelere büyük zararlar sağlamaktadır.<br /> - Nedeni ülkeler arası gelişmişlik farkının günümüzde daha fazla olması ve bu durumda göç veren ülkenin düşük olan kalkınma hızını daha çok düşürmesidir.<br /> - Sonuç olarak bu göçler ülkeler arası gelişmişlik farkını daha çok arttırmaktadır.</p><p><strong>En çok beyin göçü veren ülkeler:</strong> Hindistan, Pakistan, Çin, Atlas ülkeleri (Fas-Cezayir-Tunus), Orta Asya Türk Cumhuriyetleri</p><p><strong>En çok beyin göçü alan ülkeler:</strong> ABD, Güney Afrika Cumhuriyeti, İngiltere, Almanya, Fransa</p><p><strong>Hem beyin göçü alan hem de veren ülke:</strong> Kanada</p><p><strong>Beyin göçünün nedenleri:</strong></p><p>• Düşük ücret<br /> • Bilimsel projelerin desteklenememesi<br /> • Uygunsuz çalışma koşulları<br /> • Mesleğe uygun iş bulunamaması<br /> • İşyerlerindeki adaletsiz uygulamalar</p><p><strong>Doğal Afet Göçleri</strong></p><p>- Beşeri ve doğal faktörlerin etkisiyle gerçekleşen, can ve mal kaybına neden olan olaylar doğal afet adını alır.<br /> - Deprem, sel-taşkın, kütle hareketleri (heyelan), kuraklık gibi pek çok doğal afet insanların göçüne sebep olur.<br /> - 4 yy.daki Kavimler göçü (kuraklık), 1999 Marmara Depremi sonucu göçler, 1940 İrlanda’daki sel felaketi göçleri ile 1994’te Kırgızistan’daki heyelanın sebep olduğu göçler buna örnektir.<br /> - Bu göçler zorunludur.</p><p><strong>Göçün Mekansal Etkileri</strong></p><p><strong>Göç Veren Yerlerdeki Etkiler</strong></p><p>- Sosyal yatırımların verimsiz olması<br /> - Tarım ve hayvancılıkta üretim kaybı<br /> - Kamu ve özel sektöre ait yatırımların azalması</p><p><strong>Göç Alan Yerlerdeki Etkiler</strong></p><p>- Çevre kirliliği<br /> - Görüntü kirliliği (Plansız-Çarpık kentleşme, gecekondulaşma, sanayi tesislerinin kent içinde kalması)<br /> - Gürültü kirliliği<br /> - Konut sıkıntısı<br /> - Doğal kaynakların hızla tükenmesi (orman-tarım alanı-mera kaybı)<br /> - Alt yapı yetersizlikleri (Belediye hizmetlerinde aksama)<br /> - Sosyal hizmetlerde aksama<br /> - Kent dokusunun bozulması<br /> - Farklı kültürler arası çatışma</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Göç Türleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kelaynaklarin-goc-yolu/" rel="bookmark" class="crp_title">Kelaynakların Göç Yolu</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/dunyanin-baslica-buyuk-golleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünyanın Başlıca Büyük Gölleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/serengetiden-otoyol-gececek/" rel="bookmark" class="crp_title">Serengeti&#8217;den Otoyol Geçecek</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/surmeli-kiz-kuslari-tehdit-altinda/" rel="bookmark" class="crp_title">Sürmeli kız kuşları tehdit altında</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/">Göçlerin Neden ve Sonuçları</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Göç Türleri</title><link>http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/#comments</comments> <pubDate>Wed, 06 Apr 2011 15:14:18 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=4046</guid> <description><![CDATA[İnsanların siyasi, sosyal, ekonomik ve doğal nedenlerle geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesine göç adı verilir. Göç Türleri OLUŞUM NEDENLERİNE GÖRE GÖÇLER 1. Gönüllü Göç: - İnsanların bulundukları alanı kendi iradeleri ile terk etmeleridir. - Bu göçlerin oluşumunda çekici faktörlerin etkisi vardır. - Gönüllü göçe neden olan çekici faktörler: • İnsanların içinde bulunduğu standartları yükseltme [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/">Göç Türleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>İnsanların siyasi, sosyal, ekonomik ve doğal nedenlerle geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesine <strong>göç</strong> adı verilir.</p><p><strong>Göç Türleri</strong></p><p><strong>OLUŞUM NEDENLERİNE GÖRE GÖÇLER</strong></p><p><strong>1. Gönüllü Göç:</strong></p><p>- İnsanların bulundukları alanı kendi iradeleri ile terk etmeleridir.<br /> - Bu göçlerin oluşumunda çekici faktörlerin etkisi vardır.</p><p><strong>- Gönüllü göçe neden olan çekici faktörler:</strong></p><p>• İnsanların içinde bulunduğu standartları yükseltme isteği<br /> • Daha iyi eğitim alma isteği<br /> • Sağlık alışveriş gibi sosyal hizmetlerden daha iyi yararlanma isteği<br /> • Kariyer yapma isteği<br /> • Daha yüksek ücretli bir iş bulma isteği<br /> • Kişisel özgürlük ve inançları daha iyi yaşama isteği<br /> • Arkadaş, aile, akraba ve aynı kültürdeki insanlarla birlikte olma isteği</p><p><strong>2. Zorunlu Göç:</strong></p><p>- İnsanların bulundukları yeri kendi iradeleri dışında terk etmeleridir.<br /> - Bu göçlerin oluşumunda itici faktörlerin etkisi vardır.</p><p><strong>- Zorunlu göçe neden olan itici faktörler şunlardır:</strong></p><p>• Savaşlar<br /> • Doğal afetler<br /> • Sosyal hizmetlerin yetersizliği<br /> • Temel ihtiyaçların karşılanmasındaki zorluklar<br /> • İşsizlik<br /> • Dini, siyasi ve etnik baskılar<br /> • Güvenlik ihtiyacı<br /> • Baraj ve yol yapımı gibi devlet planlarının etkisi</p><p><strong>SÜRESİNE GÖRE GÖÇLER</strong></p><p><strong>1. Mevsimlik (Geçici) Göçler:</strong></p><p>- İnsanların tarım, hayvancılık ve turizm gibi faaliyetler nedeniyle yer değiştirmeleridir.</p><p><strong>2. Sürekli Göçler:</strong></p><p>- İnsanların siyasi, sosyal, ekonomik ve doğal nedenlerle bulundukları yeri sürekli terk etmeleridir.<br /> - Gönüllü olabileceği gibi zorunlu da olabilir.</p><p><strong>MESAFESİNE GÖRE GÖÇLER</strong></p><p><strong>1. İç Göç:</strong></p><p>- Ülke sınırları içerisinde gerçekleşen göçlerdir.<br /> - Sürekli olabilecekleri gibi geçici de olabilirler<br /> - Ticaret ve sanayinin geliştiği bölgeler, verimli tarım alanları, zengin maden yataklarına sahip alanlar. turizm açısından cazip merkezler ve kültür kentleri göç çeken merkezlerdir.</p><p><strong>- İç göçler;</strong></p><p>• Kırdan kente<br /> • Kırdan Kıra<br /> • Kentten kıra<br /> • Kentten kente doğru gerçekleşir.</p><p><strong>2. Dış göç:</strong></p><p>- Ülke dışına gerçekleşen göçlerdir.<br /> - Sürekli olabilecekleri gibi geçici de olabilirler.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Goc-Turleri.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4047" title="Goc Turleri" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Goc-Turleri.jpg" alt="Goc Turleri Göç Türleri" width="459" height="640" /></a></p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/" rel="bookmark" class="crp_title">Göçlerin Neden ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/populasyonlar-ve-ozellikleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Populasyonlar ve Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kelaynaklarin-goc-yolu/" rel="bookmark" class="crp_title">Kelaynakların Göç Yolu</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/dunyada-tam-bir-milyar-ac-var/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünyada tam bir milyar aç var</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/sulak-alan-ekosistemleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Sulak Alan Ekosistemleri</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/">Göç Türleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Türkiye&#8217;de İllere Göre Yıllık Yağış Toplamı</title><link>http://www.ekoloji.biz/turkiyede-illere-gore-yillik-yagis-toplami/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/turkiyede-illere-gore-yillik-yagis-toplami/#comments</comments> <pubDate>Tue, 05 Apr 2011 18:59:57 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=4038</guid> <description><![CDATA[Havada bulunan su buharının, yoğunlaşarak sıvı ya da katı biçimde yeryüzüne düşmesine yağış denir. Yağışlar plüviyometre denilen bir aletle ölçülür. Yağışın ölçü birimi metrekareye kg veya mm&#8217;dir. TÜRKİYEDE İLLERE GÖRE YILLIK YAĞIŞ TOPLAMI (mm) 1 ADANA 639 2 ADIYAMAN 679 3 AFYON 411 4 AĞRI 520 5 AKSARAY 341 6 AMASYA 458 7 ANKARA 400 [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-illere-gore-yillik-yagis-toplami/">Türkiye&#8217;de İllere Göre Yıllık Yağış Toplamı</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Yagmur-Orman.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4041" title="Yagmur - Orman" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/04/Yagmur-Orman.jpg" alt="Yagmur Orman Türkiyede İllere Göre Yıllık Yağış Toplamı" width="284" height="229" /></a></p><p>Havada bulunan su buharının, yoğunlaşarak sıvı ya da katı biçimde yeryüzüne düşmesine yağış denir. Yağışlar plüviyometre denilen bir aletle ölçülür. Yağışın ölçü birimi metrekareye kg veya mm&#8217;dir.</p><table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0"><colgroup><col width="40" /><col width="182" /><col width="104" /></colgroup><tbody><tr><td colspan="3"><strong>TÜRKİYEDE İLLERE GÖRE YILLIK YAĞIŞ TOPLAMI (mm)</strong></td></tr><tr><td align="center" width="47"><strong>1</strong></td><td width="324">ADANA</td><td align="center" valign="middle" width="77">639</td></tr><tr><td align="center"><strong>2</strong></td><td>ADIYAMAN</td><td align="center" valign="middle">679</td></tr><tr><td align="center"><strong>3</strong></td><td>AFYON</td><td align="center" valign="middle">411</td></tr><tr><td align="center"><strong>4</strong></td><td>AĞRI</td><td align="center" valign="middle">520</td></tr><tr><td align="center"><strong>5</strong></td><td>AKSARAY</td><td align="center" valign="middle">341</td></tr><tr><td align="center"><strong>6</strong></td><td>AMASYA</td><td align="center" valign="middle">458</td></tr><tr><td align="center"><strong>7</strong></td><td>ANKARA</td><td align="center" valign="middle">400</td></tr><tr><td align="center"><strong>8</strong></td><td>ANTALYA</td><td align="center" valign="middle">1077</td></tr><tr><td align="center"><strong>9</strong></td><td>ARDAHAN</td><td align="center" valign="middle">550</td></tr><tr><td align="center"><strong>10</strong></td><td>ARTVİN</td><td align="center" valign="middle">714</td></tr><tr><td align="center"><strong>11</strong></td><td>AYDIN</td><td align="center" valign="middle">622</td></tr><tr><td align="center"><strong>12</strong></td><td>BALIKESİR</td><td align="center" valign="middle">551</td></tr><tr><td align="center"><strong>13</strong></td><td>BARTIN</td><td align="center" valign="middle">1039</td></tr><tr><td align="center"><strong>14</strong></td><td>BATMAN</td><td align="center" valign="middle">461</td></tr><tr><td align="center"><strong>15</strong></td><td>BAYBURT</td><td align="center" valign="middle">442</td></tr><tr><td align="center"><strong>16</strong></td><td>BİLECİK</td><td align="center" valign="middle">452</td></tr><tr><td align="center"><strong>17</strong></td><td>BİNGÖL</td><td align="center" valign="middle">937</td></tr><tr><td align="center"><strong>18</strong></td><td>BİTLİS</td><td align="center" valign="middle">1202</td></tr><tr><td align="center"><strong>19</strong></td><td>BOLU</td><td align="center" valign="middle">554</td></tr><tr><td align="center"><strong>20</strong></td><td>BURDUR</td><td align="center" valign="middle">415</td></tr><tr><td align="center"><strong>21</strong></td><td>BURSA</td><td align="center" valign="middle">698</td></tr><tr><td align="center"><strong>22</strong></td><td>ÇANAKKALE</td><td align="center" valign="middle">598</td></tr><tr><td align="center"><strong>23</strong></td><td>ÇANKIRI</td><td align="center" valign="middle">400</td></tr><tr><td align="center"><strong>24</strong></td><td>ÇORUM</td><td align="center" valign="middle">451</td></tr><tr><td align="center"><strong>25</strong></td><td>DENİZLİ</td><td align="center" valign="middle">550</td></tr><tr><td align="center"><strong>26</strong></td><td>DİYARBAKIR</td><td align="center" valign="middle">473</td></tr><tr><td align="center"><strong>27</strong></td><td>DÜZCE</td><td align="center" valign="middle">818</td></tr><tr><td align="center"><strong>28</strong></td><td>EDİRNE</td><td align="center" valign="middle">584</td></tr><tr><td align="center"><strong>29</strong></td><td>ELAZIĞ</td><td align="center" valign="middle">396</td></tr><tr><td align="center"><strong>30</strong></td><td>ERZİNCAN</td><td align="center" valign="middle">374</td></tr><tr><td align="center"><strong>31</strong></td><td>ERZURUM</td><td align="center" valign="middle">405</td></tr><tr><td align="center"><strong>32</strong></td><td>ESKİŞEHİR</td><td align="center" valign="middle">363</td></tr><tr><td align="center"><strong>33</strong></td><td>GAZİANTEP</td><td align="center" valign="middle">549</td></tr><tr><td align="center"><strong>34</strong></td><td>GİRESUN</td><td align="center" valign="middle">1257</td></tr><tr><td align="center"><strong>35</strong></td><td>GÜMÜŞHANE</td><td align="center" valign="middle">460</td></tr><tr><td align="center"><strong>36</strong></td><td>HAKKARİ</td><td align="center" valign="middle">731</td></tr><tr><td align="center"><strong>37</strong></td><td>HATAY</td><td align="center" valign="middle">1090</td></tr><tr><td align="center"><strong>38</strong></td><td>IĞDIR</td><td align="center" valign="middle">258</td></tr><tr><td align="center"><strong>39</strong></td><td>ISPARTA</td><td align="center" valign="middle">503</td></tr><tr><td align="center"><strong>40</strong></td><td>İSTANBUL</td><td align="center" valign="middle">850</td></tr><tr><td align="center"><strong>41</strong></td><td>İZMİR</td><td align="center" valign="middle">690</td></tr><tr><td align="center"><strong>42</strong></td><td>KAHRAMANMARAŞ</td><td align="center" valign="middle">713</td></tr><tr><td align="center"><strong>43</strong></td><td>KARABÜK</td><td align="center" valign="middle">503</td></tr><tr><td align="center"><strong>44</strong></td><td>KARAMAN</td><td align="center" valign="middle">327</td></tr><tr><td align="center"><strong>45</strong></td><td>KARS</td><td align="center" valign="middle">487</td></tr><tr><td align="center"><strong>46</strong></td><td>KASTAMONU</td><td align="center" valign="middle">488</td></tr><tr><td align="center"><strong>47</strong></td><td>KAYSERİ</td><td align="center" valign="middle">393</td></tr><tr><td align="center"><strong>48</strong></td><td>KIRIKKALE</td><td align="center" valign="middle">379</td></tr><tr><td align="center"><strong>49</strong></td><td>KIRKLARELİ</td><td align="center" valign="middle">553</td></tr><tr><td align="center"><strong>50</strong></td><td>KIRŞEHİR</td><td align="center" valign="middle">378</td></tr><tr><td align="center"><strong>51</strong></td><td>KİLİS</td><td align="center" valign="middle">477</td></tr><tr><td align="center"><strong>52</strong></td><td>KOCAELİ</td><td align="center" valign="middle">819</td></tr><tr><td align="center"><strong>53</strong></td><td>KONYA</td><td align="center" valign="middle">317</td></tr><tr><td align="center"><strong>54</strong></td><td>KÜTAHYA</td><td align="center" valign="middle">547</td></tr><tr><td align="center"><strong>55</strong></td><td>MALATYA</td><td align="center" valign="middle">373</td></tr><tr><td align="center"><strong>56</strong></td><td>MANİSA</td><td align="center" valign="middle">708</td></tr><tr><td align="center"><strong>57</strong></td><td>MARDİN</td><td align="center" valign="middle">634</td></tr><tr><td align="center"><strong>58</strong></td><td>MERSİN</td><td align="center" valign="middle">568</td></tr><tr><td align="center"><strong>59</strong></td><td>MUĞLA</td><td align="center" valign="middle">1129</td></tr><tr><td align="center"><strong>60</strong></td><td>MUŞ</td><td align="center" valign="middle">749</td></tr><tr><td align="center"><strong>61</strong></td><td>NEVŞEHİR</td><td align="center" valign="middle">413</td></tr><tr><td align="center"><strong>62</strong></td><td>NİĞDE</td><td align="center" valign="middle">326</td></tr><tr><td align="center"><strong>63</strong></td><td>ORDU</td><td align="center" valign="middle">1034</td></tr><tr><td align="center"><strong>64</strong></td><td>OSMANİYE</td><td align="center" valign="middle">640</td></tr><tr><td align="center"><strong>65</strong></td><td>RİZE</td><td align="center" valign="middle">2241</td></tr><tr><td align="center"><strong>66</strong></td><td>SAKARYA</td><td align="center" valign="middle">847</td></tr><tr><td align="center"><strong>67</strong></td><td>SAMSUN</td><td align="center" valign="middle">691</td></tr><tr><td align="center"><strong>68</strong></td><td>SİİRT</td><td align="center" valign="middle">669</td></tr><tr><td align="center"><strong>69</strong></td><td>SİNOP</td><td align="center" valign="middle">669</td></tr><tr><td align="center"><strong>70</strong></td><td>SİVAS</td><td align="center" valign="middle">441</td></tr><tr><td align="center"><strong>71</strong></td><td>TEKİRDAĞ</td><td align="center" valign="middle">573</td></tr><tr><td align="center"><strong>72</strong></td><td>TOKAT</td><td align="center" valign="middle">440</td></tr><tr><td align="center"><strong>73</strong></td><td>TRABZON</td><td align="center" valign="middle">821</td></tr><tr><td align="center"><strong>74</strong></td><td>TUNCELİ</td><td align="center" valign="middle">797</td></tr><tr><td align="center"><strong>75</strong></td><td>ŞANLIURFA</td><td align="center" valign="middle">432</td></tr><tr><td align="center"><strong>76</strong></td><td>UŞAK</td><td align="center" valign="middle">532</td></tr><tr><td align="center"><strong>77</strong></td><td>VAN</td><td align="center" valign="middle">381</td></tr><tr><td align="center"><strong>78</strong></td><td>YALOVA</td><td align="center" valign="middle">747</td></tr><tr><td align="center"><strong>79</strong></td><td>YOZGAT</td><td align="center" valign="middle">593</td></tr><tr><td align="center"><strong>80</strong></td><td>ZONGULDAK</td><td align="center" valign="middle">1229</td></tr></tbody></table><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/atmosferin-bilesimi/" rel="bookmark" class="crp_title">Atmosferin Bileşimi</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/yagis-ve-yagis-cesitleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Yağış ve Yağış Çeşitleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/bakterilerin-siniflandirilmasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Bakterilerin Sınıflandırılması</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/hava-kirliligi-kavrami/" rel="bookmark" class="crp_title">Hava Kirliliği Kavramı</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/oksitler-ve-agir-metaller/" rel="bookmark" class="crp_title">Oksitler ve Ağır Metaller</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-illere-gore-yillik-yagis-toplami/">Türkiye&#8217;de İllere Göre Yıllık Yağış Toplamı</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/turkiyede-illere-gore-yillik-yagis-toplami/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Türkiye&#8217;nin Akarsuları ve Genel Özellikleri</title><link>http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-akarsulari-ve-genel-ozellikleri/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-akarsulari-ve-genel-ozellikleri/#comments</comments> <pubDate>Tue, 22 Mar 2011 16:44:56 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3974</guid> <description><![CDATA[TÜRKİYE AKARSULARININ ÖZELLİKLERİ 1. Yatak eğimleri fazladır. (Ülkemizin ortalama yükseltisi fazla olduğu için) 2. Akış hızları fazladır. 3. Hidroelektrik enerji potansiyelleri yüksektir. 4. Boyları kısadır. (Dağlık alanlar fazla olduğu ve üç tarafımız denizlerle çevrili olduğu için) 5. Rejimleri düzensizdir. (İklim koşulları gereği) 6. Ulaşıma uygun değillerdir. (Akış hızları fazla ve yatakları dar ve derin olduğundan) [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-akarsulari-ve-genel-ozellikleri/">Türkiye&#8217;nin Akarsuları ve Genel Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><strong>TÜRKİYE AKARSULARININ ÖZELLİKLERİ</strong></p><p><strong>1.</strong> Yatak eğimleri fazladır. (Ülkemizin ortalama yükseltisi fazla olduğu için)<br /> <strong>2.</strong> Akış hızları fazladır.<br /> <strong>3.</strong> Hidroelektrik enerji potansiyelleri yüksektir.<br /> <strong>4.</strong> Boyları kısadır. (Dağlık alanlar fazla olduğu ve üç tarafımız denizlerle çevrili olduğu için)<br /> <strong>5.</strong> Rejimleri düzensizdir. (İklim koşulları gereği)<br /> <strong>6.</strong> Ulaşıma uygun değillerdir. (Akış hızları fazla ve yatakları dar ve derin olduğundan)<br /> <strong>7.</strong> Denge profiline erişmemişlerdir. (Ülkemiz jeolojik bakımdan genç bir ülke olduğundan)<br /> <span id="more-3974"></span><br /> <strong>Denge profili:</strong> Bir akarsuyun yatağını derine doğru aşındırarak deniz seviyesine indirmesine denge profiline erişmesi denir.</p><p><strong>Denge profiline erişmiş bir akarsuyun;</strong></p><p>• Yatak eğimi fazladır.<br /> • Akış hızı fazladır.<br /> • Aşındırma gücü fazladır.<br /> • Biriktirmeden çok aşındırma faaliyeti ön plandadır.<br /> • Enerji potansiyeli yüksektir.<br /> • Taşımacılığa uygun değillerdir.</p><p><strong>Denge profiline erişmemiş bir akarsuyun;</strong></p><p>• Yatak eğimi azdır.<br /> • Akış hızı azdır.<br /> • Aşındırma gücü azdır.<br /> • Aşındırmadan çok biriktirme faaliyeti ön plandadır.<br /> • Enerji potansiyeli düşüktür.<br /> • Taşımacılığa uygundurlar.<br /> • Menderesler çizerek akarlar.(Irmak adası oluşumu görülebilir.)</p><p><strong>AKARSULARDAN FAYDALANMA</strong></p><p><strong>1.</strong> İçme, kullanma, sulama suyu elde edilir.<br /> <strong>2.</strong> Hidroelektrik üretilir.<br /> <strong>3.</strong> Balıkçılık yapılır.<br /> <strong>4.</strong> Spor, turizm alanlarında faydalanılır.<br /> <strong>5.</strong> Ulaşımda kullanılır.(Ülkemizdeki akarsularda taşımacılık yapılmaz.)</p><p><strong>TÜRKİYE’DEKİ AKARSULAR</strong></p><p>• Karadeniz Bölgesi: Sakarya, Filyos, Bartın (Yenice), Yeşilırmak, Kızılırmak, Çoruh<br /> • Akdeniz Bölgesi: Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi, Manavgat, Dalaman<br /> • Ege Bölgesi: Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes<br /> • Marmara Bölgesi: Meriç, Susurluk çayı<br /> • Doğu Anadolu Bölgesi: Fırat, Dicle, Aras, Kura</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Turkiye-Akarsu-Havzaları.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3975" title="Turkiye - Akarsu Havzaları" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Turkiye-Akarsu-Havzaları-300x150.jpg" alt="Turkiye Akarsu Havzaları 300x150 Türkiyenin Akarsuları ve Genel Özellikleri" width="600" height="250" /></a></p><p><strong>AÇIK HAVZA AKARSU:</strong> Sularını bir deniz ya da okyanusa ulaştırabilen akarsulara denir.</p><p><strong>KAPALI HAVZA AKARSU:</strong> Sularını göle, bataklık alana ya da kara içlerine ulaştıran akarsulara denir.</p><p><strong>NOT:</strong> Ülkemizdeki akarsulardan Fırat ve Dicle açık havzadır. Irak topraklarında Şattülarap adıyla birleşerek Basra Körfezi’ne dökülürler. Diğer akarsular da açık havzadır. Kendi denizlerimize dökülürler. Aras ve Kura nehirleri ise kapalı havzadır. Çünkü Hazar Denizi’ne dökülürler.</p><p><strong>GAP’la birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde meydana gelen değişimler;</strong></p><p>• Sulu tarıma geçilmiş, sulanan alanlar artmıştır.<br /> • Tarımsal üretim ve verim artmıştır.<br /> • Tarıma dayalı sanayi kolları gelişmiştir.<br /> • Şehirleşme oranı artmıştır.<br /> • İstihdam alanları artmıştır.<br /> • Bölge içi ve dışı göçler azalmıştır.<br /> • Eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetleri gelişmiştir.<br /> • Şehirlerde büyüme ve modernleşme hızlanmıştır.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/akarsularin-olusturdugu-sekiller/" rel="bookmark" class="crp_title">Akarsuların Oluşturduğu Şekiller</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/akarsular/" rel="bookmark" class="crp_title">Akarsular</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-platolari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;nin Platoları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/dunyanin-baslica-akarsulari/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünyanın Başlıca Akarsuları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-akarsulari-ve-genel-ozellikleri/">Türkiye&#8217;nin Akarsuları ve Genel Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-akarsulari-ve-genel-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Göç Hikayeleri &#8211; Tek Suçları Müslüman ve Türk Olmak</title><link>http://www.ekoloji.biz/goc-hikayeleri-tek-suclari-musluman-ve-turk-olmak/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/goc-hikayeleri-tek-suclari-musluman-ve-turk-olmak/#comments</comments> <pubDate>Tue, 22 Mar 2011 15:24:16 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category> <category><![CDATA[Göç]]></category> <category><![CDATA[Zorunlu Göç]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3970</guid> <description><![CDATA[Dünyayı utandıracak tarihi gerçek Göç hikayeleri, göç türküleri ayrı dillerde söylense de duygular, hüzünler hep aynı noktaya işaret ediyordu. &#8221;Göç göç oldu göçler yola dizildi, uyku geldi ela gözler süzüldü&#8221;&#8230; Rus işgalinden ve Ermeni mezaliminden canlarını, yavrularını kurtarmak için kaçan Erzurum halkının göç türküsü böyle başlar. Osmanlı Devleti&#8217;nin zayıflaması ile işgale uğrayan Kafkas ve Balkan [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-hikayeleri-tek-suclari-musluman-ve-turk-olmak/">Göç Hikayeleri &#8211; Tek Suçları Müslüman ve Türk Olmak</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><strong>Dünyayı utandıracak tarihi gerçek</strong></p><p>Göç hikayeleri, göç türküleri ayrı dillerde söylense de duygular, hüzünler hep aynı noktaya işaret ediyordu.</p><p>&#8221;Göç göç oldu göçler yola dizildi, uyku geldi ela gözler süzüldü&#8221;&#8230; Rus işgalinden ve Ermeni mezaliminden canlarını, yavrularını kurtarmak için kaçan Erzurum halkının göç türküsü böyle başlar.</p><p>Osmanlı Devleti&#8217;nin zayıflaması ile işgale uğrayan Kafkas ve Balkan coğrafyasında yaşayan Türk ve Müslüman halklar için de umutsuzluklar, göçler, ölümler, işgaller, ana vatanlardan kopuşlar, tehcirler de başlamış oldu. Göç hikayeleri, göç türküleri ayrı dillerde söylense de duygular, hüzünler hep aynı noktaya işaret ediyordu. Sürgün edilen, ana vatanlarından koparılan, hastalıklara yenik düşen, yollarda ölen, açlık ve sefaletle karşı karşıya kalan bu halkların acısı, ne yazık ki dünyanın gelişmiş ülkelerince bir türlü görülmedi.</p><p>Tehcir edilen halkların sığınağı haline gelen Türkiye&#8217;yi, yıllardır Ermeni iddialarıyla karşı karşıya bırakan birçok gelişmiş ülke, ne yazık ki Kafkaslar ve Balkanlardan sürülen milyonlarca halkın yaşadığı acıları bir türlü görmek istemedi.</p><p>AA muhabirinin Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Kafkas Vakfı ve Balkan Medeniyet Derneği yetkililerinden derlediği bilgilere göre, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun zayıflamasıyla 19. yüzyıldan itibaren Kafkaslardan ve Balkanlardan Anadolu&#8217;ya göçler başladı.</p><p>Rus Çarlığına bağlı askeri birliklerin 1859 yılında Kafkasya&#8217;ya girmesiyle bu coğrafyada göçler de beraberinde başladı. Rus birliklerine karşı verilen savaşı kaybeden Kafkas halklarını büyük bir dram bekliyordu. Çar&#8217;ın Kafkasya temsilcisi Grandük Mişel&#8217;in 1864 Ağustosunda Batı Kafkasyalılara, &#8221;Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde, bütün nüfus savaş esiri olarak Rusya&#8217;nın muhtelif mıntıkalarına sürülecektir&#8221; şeklindeki fermanı, bölgedeki sürgünleri ve göçü tetikledi.</p><p><strong>YÜZDE 30&#8242;U YOLCULUĞUNU TAMAMLAYAMADAN ÖLDÜ</strong></p><p>Rus Çarlığının emriyle 1864 yılında 1 milyon 500 bin Kafkasyalı yurdundan oldu. Tehcire zorlanan Kafkas halklarının birçoğu sürgün yolculuğunda açlık ve kötü koşullara yenik düşerek can verdi, binlercesi Karadeniz&#8217;in azgın dalgalarına dayanamayan gemilerin batmasıyla engin sularda boğuldu, yüzlercesi kalıcı hastalığa yakalandı. Karadeniz&#8217;deki Taman, Tuapse, Anapa, Soçi, Sohum, Poti ve Batum gibi limanlardan Rus, Osmanlı ve İngiliz gemilerine bindirilen muhacirler, Trabzon, Ordu, Samsun, Sinop, Varna, Köstence ve İstanbul&#8217;a getirildi. Arşiv kayıtlarına göre, Kafkaslar&#8217;dan sürgün edilen insanların yüzde 30&#8242;una yakını, yolculuk tamamlanamadan öldü.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Kafkasya-Surgun.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3971" title="Kafkasya - Surgun" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Kafkasya-Surgun.jpg" alt="Kafkasya Surgun Göç Hikayeleri   Tek Suçları Müslüman ve Türk Olmak" width="450" height="283" /></a></p><p><strong>KAFKAS HALKLARININ İKİNCİ SÜRGÜNÜ</strong></p><p>Kafkasya&#8217;da sürgünler 1864 yılıyla sınırlı kalmıyordu. 1864 sürgünüyle dünyaya savrulan Kafkasyalılar, tekrar ana vatanlarında toparlanma fırsatı bulamadan bu sefer 1943 ve 1944 yıllarında SSCB lideri Josef Stalin&#8217;in emriyle geniş çaplı bir sürgüne maruz bırakıldı. Bu sürgünde ise Kafkas halkları, asılsız bir şekilde II. Dünya Savaşı&#8217;nda Almanlarla iş birliği yapmakla suçlanıyordu.</p><p><strong>KARAÇAY BALKARLARIN SÜRGÜNÜ</strong></p><p>SSCB&#8217;ye bağlı Karaçay Özerk Bölgesi, 2 Kasım 1943&#8242;te Sovyet askerlerince kısa süre içinde boşaltıldı. Emirlere uymayan Türk kökenli bu halk, anında infaz edildi. Karaçay halkından 32 bin 929&#8242;u çocuk olmak üzere 63 bin kişi tıpkı diğer Kafkas halklarına yapıldığı gibi hayvan vagonlarına doldurularak Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan&#8217;ın iç bölgelerine gönderildi. 8 Mart 1944&#8242;de ise Balkarlar, Karaçay halkının maruz kaldığı acı sürgünü yaşadı.</p><p><strong>ÇEÇEN VE İNGUŞLARIN SÜRGÜNÜ</strong></p><p>Kızılordu&#8217;nun 23 Şubat 1944&#8242;te Kızılordu&#8217;nun 26. kuruluş yıldönümünü şenliklerine davet edilen Çeçen ve aynı etnik kökene sahip olan İnguşlar, apar topar ve binlerce insanın ölümü pahasına Sibirya&#8217;ya sürüldü.</p><p>Sürgüne gönderilen her aileye, yanlarına almak için ancak 20 kilogram bagaj izni verildi, insanların tüm mal varlıklarına ve hayvanlarına el konuldu. Felaketin en büyüğü ise sürgün yolculuğunda gerçekleşti. Sürgün edilen insanların yüzde 20&#8242;si kötü hava koşulları ve açlıktan öldü. Ölüm Çeçen ve İnguşlar&#8217;ın yakasını yerleştirildikleri yeni yerlerde de bırakmadı. Gerek iklim gerek ağır çalışma koşulları ve bunlara bağlı salgın hastalıklar nedeniyle pek çok muhacir yaşamını yitirdi. Çeçen ve İnguş halkının sürgündeki nüfus kaybının yüzde 38 oranında olduğu kaydediliyor.</p><p>Sovyetler Birliği Yüksek Şurası, 9 Ocak 1957 yılında aldığı karar ile 1944 yılında topyekun sürgün edilen Çeçen ve İnguşların ana vatanlarına dönmelerine izin verdi. 7 Mart 1944 tarihinde lağvedilen ve toprakları çeşitli ülkelere paylaştırılan Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ise 1957 yılında yeniden kuruldu. 1939 yılının resmi kayıtlarına göre 488 bin olan Çeçen-İnguşların nüfusu sürgünden sonra 200 bine kadar düştü. 1959 yılında ise Çeçen-İnguş Cumhuriyeti&#8217;ndeki tüm İnguş ve Çeçenlerin sayısı 311 binden ibaretti.</p><p>Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan&#8217;da Rus birlikleriyle yerel direnişçiler arasında savaş başladı. 1994-96 yılları arasında bir milyon civarında nüfusu olan Çeçenistan, bu savaşta yaklaşık 120 bin kurban verdi. 1999-2001 yılları arasında yaşanan ikinci savaşta ise 100 bin Çeçen öldü, 30 bin Çeçen ise sakat kaldı.</p><p><strong>KIRIM TATARLARININ SÜRGÜNÜ</strong></p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Kirim-Surgunu.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-3972" title="Kirim Surgunu" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Kirim-Surgunu.jpg" alt="Kirim Surgunu Göç Hikayeleri   Tek Suçları Müslüman ve Türk Olmak" width="300" height="225" /></a>Stalin döneminde sürgün sadece Kuzey Kafkasya ile sınırlı kalmadı. Sürgün kararından en çok etkilenen bir diğer halk ise Kırım Tatarlarıydı. 18 Mayıs 1944 gecesi başlayan sürgün furyası, 3 gün içinde 220 bin Kırım Tatarı&#8217;nın zorla yurtlarından koparılmasıyla sonuçlandı.</p><p>Orta Asya&#8217;nın ücra köşelerine götürülmek üzere ölüm katarlarına bindirilen Kırım Tatarlarının yüzde 42&#8242;si zor koşullara dayanamayarak ya da yapılan baskılar sonucu yaşamını yitirdi. Vatanlarına dönmek için çok yoğun bir mücadele veren Kırım Tatarları, hedeflerine ulaşmak için 1980&#8242;li yılları beklemek zorunda kaldı.</p><p>Yıllar sonra terk ettiği topraklarına gelen insanları başka bir hazin tablo bekliyordu. Kırım Tatarları yurtlarına döndükleri zaman evlerinin, iş yerlerinin ve topraklarının Ruslar ile Ukraynalılara dağıtıldığını gördü.</p><p><strong>AHISKALILARIN SÜRGÜNÜ</strong></p><p>Gürcistan&#8217;ın Ahıska bölgesinde yaşayan ve &#8221;Osmanlı Türkleri&#8221; olarak da bilinen Ahıskalılar, 14 Kasım 1944 yılında tarihin en acı olaylarından birini yaşadı. Aradan geçen 65 yıla rağmen Ahıskalılar, halen yurtlarına dönemedi. Anavatanlarından koparılan ve gittikleri yerde hayatta kalan Ahıskalıların torunları bugün Rusya Federasyonu, Özbekistan, Kazakistan, Türkiye, Ukrayna, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD&#8217;de yaşamlarını sürdürüyor.</p><p>Stalin&#8217;in emriyle bir gece ansızın gelen haber üzerine doğup büyüdükleri vatanlarını zorla terk ettirilen Ahıska Türkleri, &#8221;ölüm katarı&#8221; olarak adlandırılan hayvan vagonlarına istiflenerek bir bilinmez yolculuğa çıktı. Sibirya&#8217;ya ve Sovyetlerin iç bölgelerine gönderilen yaklaşık 250 bin Ahıska Türkünün birçoğu yolda hastalıktan, açlıktan yaşamını yitirdi. Ayrı ayrı bölgelere dağıtılan Ahıska Türkleri yıllarca birbirinden haber alamadan yaşadı.</p><p>Özbekistan&#8217;da sürgün hayatı yaşayan Ahıskalılar, 1989 yılında ikinci büyük sürgün daha yaşadı. Fergana&#8217;da çıkan olaylarda yaklaşık 100 bin Ahıska Türkü ikinci vatan edindikleri Özbekistan&#8217;dan komşu ülkelere ve Rusya&#8217;nın Krasnodar bölgesi ile Ukrayna&#8217;ya göç etmek zorunda kaldı. Türkiye&#8217;de bir süre önce çıkarılan yasa ile Ahıskalıların Türk vatandaşlığına geçişi kolaylaştırıldı.</p><p>1944&#8242;de sürgün edilen Kafkas halklarından hiçbir şekilde yurtlarına dönüş yapamayanlar ise Ahıskalılar oldu. Gürcistan, Avrupa Konseyi&#8217;ne kabul edilirken Ahıskalıların yeniden kendi vatanlarına yerleştirilmesi konusunda taahhüt altına girdi, ancak bugüne kadar verilen sözler yerine getirilmedi.</p><p><strong>KARABAĞ&#8217;IN &#8221;KAÇGINLARI&#8221;</strong></p><p>Ermenistan&#8217;ın Azerbaycan&#8217;ın Dağlık Karabağ bölgesini 1992-94 yıllarında yaşanan savaşta işgaliyle başlayan süreçte en çok zarar gören, sivil halk oldu. İşgale uğrayan topraklarından kaçan yaklaşık 1 milyon Azeri Türkü, halen zor koşullar altında Azerbaycan&#8217;ın çeşitli vilayetlerinde yaşamlarını sürdürüyor.</p><p>Üsküp, Kalkandelen, Manastır, Ohri, Selanik, Saraybosna, Prizren, Şumnu, Varna, Deliorman, Belgrad, Sancak&#8230; Rumeli Türklerinin &#8221;çil çil kubbeleriyle&#8221; geride bırakıp gelmek zorunda kaldıkları şehirlerden sadece birkaçıydı.</p><p>Rumeli Türkleri, ayrı bir anı, ayrı bir acı, ayrı bir özlemle terk edilmeye zorlanmıştı ecdat yadigarı toprakları&#8230;.</p><p>Şehzade Süleyman Paşa&#8217;nın 1352 yılında Rumeli&#8217;ye geçişi ve art arda devam eden fetihlerle Osmanlı, kısa sürede Balkanların tek hakimi haline geldi. Türklerin Rumeli&#8217;ne yerleştirilmesi ve bölgenin yerli halkları olan Arnavutlarla, Boşnakların da İslam&#8217;ı seçmesi Balkan coğrafyasını ikinci bir Anadolu yaptı. Yaklaşık 500 yıl idaresi altında yaşadıkları Osmanlı&#8217;nın zayıflamasıyla birlikte bu bölgede yaşayan Türkler ve Müslüman halkları da zor günler bekliyordu. 1912 yılında yapılan 1. Balkan Savaşı&#8217;nın kaybedilmesiyle de elden çıkan topraklardan milyonlarca Türk, Boşnak ve Arnavut, Anadolu&#8217;ya göç etmek zorunda bırakıldı. Göç etme imkanı bulamayanlar ise kaldıkları coğrafyada çeşitli asimilasyonlara maruz kaldı.</p><p>Göçlerin en acı yanı ise 500 yılı aşkın Osmanlı idaresinde kalan coğrafyadaki Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri olan eserlerin yok edilmesi oldu. Osmanlı&#8217;nın 15 bin 787 mimari yapı inşa ettiği Balkanlar&#8217;da göçlerle birlikte bu tarihi eserler de sahipsiz kaldı. Osmanlı&#8217;nın izlerini yok etme pahasına birçok tarihi cami, han, hamam yıkıldı, geri kalan bir çok tarihi eser ise aslından uzak görünümle restore edilip amacı dışında kullanıldı.</p><p><strong>BALKANLARDAN İLK GÖÇLER SIRBİSTAN&#8217;DAN BAŞLADI</strong></p><p>Balkanlardan Anadolu;ya göçün ilk dönemi, 1804 yılında Sırp isyanı ile başladı. 1804&#8242;te isyan eden Sırpların şiddet hareketleri sırasında, Semendire&#8217;ye bağlı yerlerde Türklere karşı girişilen katliamdan kaçanlar, Rumeli ve Bosna-Hersek&#8217;e göç etti. 1826&#8242;da yapılan Akkerman Antlaşması ile 150 bin Türk, Sırbistan&#8217;dan göç etmek zorunda kaldı. 1867 yılında Sırpların zulmünden kaçan 150 bin civarında Boşnak da Türklerle birlikte Anadolu;ya göç etti. Yine 1908-23 yılları arasında 300 bin, 1923-33 yılları arasında da 350 bin Türk Sırbistan&#8217;dan göç etti. Göç edenlerin bir kısmı ise yollarda hastalık ve açlıktan öldü.</p><p><strong>YUNANİSTAN&#8217;DAN GÖÇLER</strong></p><p>Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye ilk göçler 1820 yılında Mora isyanından sonra başladı.</p><p>Avrupa&#8217;dan gelen gönüllü askerlerle Rum çeteciler, Teselya ve Ege adaları ile Mora&#8217;da oturan Türk ve Müslüman halka zulmetmeye başladı ve 32 bin Müslüman Türkü öldürdü. Rusya ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile 1826 yılında bağımsız Yunan devleti kuruldu ve Müslüman halkı Yunanistan&#8217;dan çıkarma kararı alındı. Bu kararla birlikte Türkler yüzyıllarca yaşadıkları coğrafyadan sürgün edilmeye başlandı.</p><p>Mora&#8217;nın ardından Girit&#8217;te de 1864 yılında Rumların sivil Türk halkına karşı katliamlara girişmesi üzerine, bu bölgeden Anadolu&#8217;ya ve İstanbul&#8217;a 60 bin kişi göç etti. Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra da Yunanistan&#8217;daki Türklerden bir kısmı, Anadolu&#8217;ya kaçmak zorunda kaldı. Kurtuluş Savaşı&#8217;nı takip eden Lozan Antlaşması hükümlerine göre yapılan mübadelede ise Türkiye&#8217;ye 1923-1933 yılları arasında 384 bin kişi geldi.</p><p>Yunanistan&#8217;dan göçler, 1934-1960 arasında da devam etti. Bu tarihlerde 23 bin 788 kişi Türkiye&#8217;ye geldi. 1960-1970 arasında ise 20 bin kişi Yunanistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye yerleşti.</p><p><strong>BULGARİSTAN</strong></p><p>Rusların 1828&#8242;de Tuna&#8217;yı aşarak Edirne&#8217;ye kadar gelmesi ve Bulgarları Türklerin üzerine saldırtması sonucu 30 bin Türk, Anadolu&#8217;ya göç etti. 1876&#8242;da Rusya, Almanya ve Avusturya tarafından Balkanlar bölündü. Avusturya, Bosna-Hersek&#8217;i aldı, ayrıca Bulgarlar ve Sırplara, Rusya himayesinde bağımsızlık verildi.</p><p>Aynı yıl Bulgarlar, Türklere karşı şiddet hareketlerine girişti. Buradaki Türkleri korumakla görevli Türk ordusunun hareketi, Avrupa devletlerinin müdahalesiyle durduruldu. Binlerce Türk, Edirne, İstanbul ve Anadolu&#8217;ya göç etti. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı&#8217;ndan sonra yapılan Berlin Antlaşması ile Bulgaristan devletinin kurulması kabul edildi. Bu durum, Bulgaristan&#8217;daki Türkler için kötü sonuçlar doğurdu. 1876-1878 yılları arasında 200 bin Türk, Edirne ve civarına yerleşti. Sonraki yıllarda ise 300 bin göçmen, Rumeli&#8217;den Anadolu&#8217;ya geçti. Kuzey Bulgaristan&#8217;dan göç eden bir kısım Türk ise Rodoplar&#8217;da uğradıkları silahlı saldırılarda ağır kayıplar vererek Türkiye&#8217;ye gelebildi. Bu tarihlerde Doğu ve Batı Trakya ile İstanbul&#8217;un her yeri göçmenlerle doldu. Osmanlı bu göçmenlerin iskanı konusunda büyük zorluklar yaşadı.</p><p>Arşivlerde, 1885-1923 yılları arasında Bulgaristan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye 500 bin kişinin göç ettiği belirtiliyor. 1923-1933 yılları arasında ise göç edenlerin sayısı 101 bin civarındadır. Yine Bulgaristan&#8217;dan 1934-1960 arasında 272 bin 971 kişi, 1968-79 yılları arasında da Bulgaristan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye 116 bin 521 kişi Türkiye&#8217;ye göç etti.</p><p>Bulgaristan;dan son göç hareketi ise 1989 yılında Bulgar hükümeti tarafından burada yaşayan Türklerin Türkiye&#8217;ye göçe zorlanmaları ile başlatıldı. Göçmenler kitleler halinde trenlerle Türk sınırına bırakıldı. Böylece Türkiye, II. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Avrupa&#8217;da görülen en yoğun ve zorunlu göç akımını yaklaşık üç aylık bir süre içinde kabul etmek durumunda kaldı. Bu dönemde 64 bin 295 aileye mensup 226 bin 863 kişi serbest göçmen olarak Türkiye&#8217;ye geldi. Bu tarihten itibaren 1995 yılına kadar da aralıklı olarak gelen serbest göçmenlerin sayısı 73 bin 957 kişiye ulaştı.</p><p>Bütün bu göçlere rağmen bugün Bulgaristan&#8217;da halen 1 milyonun üstünde Türk bulunuyor.</p><p><strong>ROMANYA</strong></p><p>Romanya toprakları, Osmanlı İmparatorluğu idaresindeyken, Besarabya ve Kırım&#8217;dan on binlerce Türk buraya yerleşti. 1806-1812 Osmanlı-Rus savaşlarında, Rus ordularının Tuna&#8217;yı aşarak Şumnu&#8217;ya kadar ilerlemesi üzerine bu bölgede yaşayan Türkler göçe zorlandı. Şumnu ve Dobruca civarından, 1812 yılından sonra 200 bin Türk, Anadolu&#8217;ya göç ederek başta Eskişehir olmak üzere çeşitli bölgelere yerleştirildi.</p><p>1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Besarabya&#8217;nın Rusların eline geçmesi Dobruca&#8217;nın ise Rumenlere bırakılması üzerine Türklerin göçü yeniden başladı. O yıllarda Dobruca&#8217;dan 80 bin civarında Türk, yurtlarını terk ederek Anadolu&#8217;ya yerleşti. 1923&#8242;ten sonra, Dobruca&#8217;dan yeni göçler başladı. 1923-1933 arasında 33 bin 852 kişi göç etti. 1934-1960 yılları arasında ise Romanya&#8217;dan göç edenlerin sayısı 87 bin 476&#8242;ya ulaştı.</p><p><strong>YUGOSLAVYA</strong></p><p>Yugoslavya&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Cumhuriyet döneminde toplam 77 bin 431 aileye mensup 305 bin 158 kişi göç ettiği, resmi kayıtlarda yer alıyor.</p><p>Yugoslavya idaresinin baskıları sonucu 1946-1968 ve 1971 yıllarını kapsayan göçlerde özellikle Üsküp, Prizren ve Sancak bölgesinde yaşayan Türk, Boşnak ve Arnavutlar, evlerini ve mallarını cüzi fiyatlara satarak Türkiye&#8217;ye gelmek zorunda bırakıldı. (AA)</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/goclerin-neden-ve-sonuclari/" rel="bookmark" class="crp_title">Göçlerin Neden ve Sonuçları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti/" rel="bookmark" class="crp_title">Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/en-pahali-felaketler-yili/" rel="bookmark" class="crp_title">En pahalı felaketler yılı</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-turleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Göç Türleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kisi-basina-yarim-ton-cop/" rel="bookmark" class="crp_title">Kişi başına yarım ton çöp</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/goc-hikayeleri-tek-suclari-musluman-ve-turk-olmak/">Göç Hikayeleri &#8211; Tek Suçları Müslüman ve Türk Olmak</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/goc-hikayeleri-tek-suclari-musluman-ve-turk-olmak/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</title><link>http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/#comments</comments> <pubDate>Sat, 19 Mar 2011 09:12:28 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3916</guid> <description><![CDATA[1. Dalgalar: Dalga, deniz yüzeyindeki salınım hareketleridir. Dalgaları oluşturan nedenler; • Dünya’nın dönmesi, • Rüzgarlar, • Depremler, • Denizaltı heyelanı, • Volkanizma’dır. Deniz dibindeki depremlere ve volkanik faaliyetlere bağlı olarak oluşan dalgalara tsunami dalgaları denir. 2. Akıntılar: Deniz yüzeylerindeki suların, bulundukları yerlerden başka alanlara doğru taşınmasına akıntı denir. Akıntıların oluşmasına neden olan faktörler şunlardır: a. [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/">Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><strong>1. Dalgalar:</strong> Dalga, deniz yüzeyindeki salınım hareketleridir.</p><p>Dalgaları oluşturan nedenler;</p><p>• Dünya’nın dönmesi,<br /> • Rüzgarlar,<br /> • Depremler,<br /> • Denizaltı heyelanı,<br /> • Volkanizma’dır.</p><p>Deniz dibindeki depremlere ve volkanik faaliyetlere bağlı olarak oluşan dalgalara tsunami dalgaları denir.</p><p><strong>2. Akıntılar:</strong> Deniz yüzeylerindeki suların, bulundukları yerlerden başka alanlara doğru taşınmasına akıntı denir. Akıntıların oluşmasına neden olan faktörler şunlardır:</p><p><strong>a. Yoğunluk farkı:</strong></p><p>• <strong>Sıcaklık farkı:</strong> Yoğunluğu fazla olan soğuk sular, alttan sıcak su alanlarına doğru, yoğunluğu az olan sıcak sular, üstten soğuk su alanlarına doğru akarlar.<br /> • <strong>Tuzluluk farkı:</strong> Yoğun olan tuzlu sular, alttan tatlı su bölgelerine doğru, yoğunluğu az olan tatlı sular ise üstten tuzlu su bölgelerine doğru akarlar.</p><p><strong>b. Seviye farkı:</strong> Beslenme kaynakları fazla olan denizlerin seviyeleri, beslenme kaynakları az olan denizlere göre fazladır. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale boğazındaki akıntılar gibi.</p><p><strong>c. Sürekli rüzgârlar:</strong> Okyanus ve denizlerdeki akıntıların en önemli nedeni, sürekli rüzgârlardır. Rüzgârların süresi ve şiddeti, akıntıların etkili olma süresi ve alanını etkiler.</p><p><strong>d. Gel – git olayı:</strong> Deniz ve okyanuslardaki akıntıların oluşum sebeplerinden birisi de, gel – git olayıdır. Gel – git’in etkili olduğu kıyılarda şiddetli akıntılar, buna bağlı olarak aşınım ve birikim şekilleri oluşur.</p><p><strong>DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU KIYI ŞEKİLLERİ</strong></p><p><strong>1. Falezler (Yalıyarlar):</strong> Yüksek kıyılarda dalgaların etkisiyle kıyıların alt kısımları aşındırılır ve bazı oyuklar oluşur. Bu oyuklar büyüdüğü zaman tavanları çöker ve denize dik kıyılar meydana gelir. Bu dik kıyılara falez ya da yalıyar adı verilir.</p><p>Ülkemizde, falezler en çok Karadeniz kıyılarında oluşmuştur. Çünkü, en dik kayılarımız Karadeniz kıyılarıdır. Hopa – Sarp kıyıları ile Cide – İnebolu kıyıları arasında ve Şile çevresinde falezli kıyıların en tipik örnekleri görülür. Akdeniz’de Teke ve Taşeli kıyılarında da falezler oluşmuştur.</p><p><strong>2. Kıyı Kumsalları (Plajlar):</strong> Dalga ve akıntıların etkileriyle kıyıdan koparılan malzemeler, bir müddet sonra sürtünme sonucu iyice ufalanır, incelir. Dalgalar bu küçülen malzemeleri alçak kıyılarda biriktirirler. Sonuçta kıyı kumsalları yani plajlar oluşmuş olur.</p><p><strong>3. Kıyı Okları ve Kordonları:</strong> Dalgalar ve kıyı akıntıları, taşıdıkları materyalleri özellikle koyların kenarında biriktirirler. Sonuçta kıyılarda çıkıntılar oluşur. Bunlara kıyı oku denir. Kıyı okları zamanla daha da genişler ve uzar. Bunlara da kıyı kordonu adı verilir.</p><p>Kıyı okları ve kordonları, en belirgin olarak Çukurova, Göksu, Çarşamba ve Bafra deltalarında oluşmuştur.</p><p><strong>4. Lâgünler:</strong> Koyların önünde oluşan kıyı kordonları zamanla koyun önünü tamamen kapatır ve denizle olan bağlantısını keserek deniz kenarında bir göl oluşumuna sebebiyet verir. Böyle oluşan göllere lâgün ya da deniz kulağı denir.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Lagun.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3917" title="Lagun" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Lagun.jpg" alt="Lagun Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri" width="500" height="325" /></a></p><p>Türkiye’deki bütün delta ovalarında küçük lagünler oluşmuştur. Ayrıca, Büyük ve Küçük Çekmece Gölleri ile Durusu Gölü birer lagündür.</p><p><strong>5. Tombololar:</strong> Kıyı yakınındaki bir adanın bir kordonla kıyıya bağlanması sonucu oluşan yarım adalara tombolo denir. Türkiye’de Güney Marmara kıyılarındaki Kapıdağ Yarımadası tomboloya örnek olarak verilebilir.</p><p><strong>BAŞLICA KIYI TİPLERİ</strong></p><p><strong>1. Fiyort Kıyılar:</strong> Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşan kıyılardır. Bu kıyı tipine ait en güzel örnek, İskandinav Yarımadası’nın Atlas Okyanusu kıyılarıdır. Dünya’nın en büyük fiyordu Norveç’teki Soğne fiyordu&#8217;dur.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Sogne-Fiyordu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3918" title="Sogne Fiyordu" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Sogne-Fiyordu.jpg" alt="Sogne Fiyordu Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri" width="448" height="303" /></a></p><p><strong>2. Skyer Kıyılar:</strong> Buzulların aşındırdığı tepeciklerle veya buzulların biriktirdiği moren yığınlarıyla şekillenmiş kıyılar sular altında kalınca yüzlerce adacık ortaya çıkar. Bu tür kıyılara skyer kıyılar denir. Baltık Denizi’nin kuzeydoğusunda bu tür kıyılar görülür.</p><p><strong>3. Ria tipi kıyılar:</strong> Plâtoları yaran derin vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’da en güzel örnekleri, Güneybatı İrlanda ve Kuzeybatı İspanya’da görülür. Ülkemizde’de Güneybatı Ege kıyıları, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Haliç, ria tipi kıyılara örnek olarak verilebilir.</p><p><strong>4. Liman tipi kıyılar:</strong> Alçak kıyılardaki geniş vadilerin sular altında kalması ve bunların önünün kıyı setleriyle kapatılması sonucunda oluşmuştur. Dünya’daki en iyi örnekleri, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında görülür. Ülkemizde de örnek olarak Büyük ve Küçük Çekmece kıyıları gösterilebilir.</p><p><strong>5. Dalmaçya tipi kıyılar:</strong> Deniz sularının, kıyıya paralel uzanan dağlar arasındaki çukurluklara dolmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’daki en iyi örneği Adriya Denizi kıyılarında görülür. Ülkemizde de Kaş (Antalya) çevresinde bu tür kıyılara rastlanır.</p><p><strong>6. Haliç (Estuar) tipi kıyılar:</strong> Gel – git olayı sonucunda akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşan ve huniye benzeyen kıyılardır. Dünya’nın en büyük halici Hamburg halicidir.</p><p><strong>7. Boyuna kıyılar:</strong> Dağların denize paralel uzandığı yerlerde boyuna kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti ve çıkıntı son derece azdır. Karadeniz ve Akdeniz kıyıları bu tiptendir.</p><p><strong>8. Enine kıyılar:</strong> Dağların denize dik uzandığı yerlerde enine kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti – çıkıntı son derece fazladır. Ege kıyıları bu tiptendir.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kiyilari-kirleten-faaliyetler/" rel="bookmark" class="crp_title">Kıyıları Kirleten Faaliyetler</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-yer-sekillerinin-ana-ozellikleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;nin yer şekillerinin ana özellikleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-toprak-tipleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Toprak Tipleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/kiyi-kentlerimizin-cevre-sorunlari/" rel="bookmark" class="crp_title">Kıyı Kentlerimizin Çevre Sorunları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/">Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</title><link>http://www.ekoloji.biz/karstik-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/karstik-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/#comments</comments> <pubDate>Sat, 19 Mar 2011 08:37:43 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category> <category><![CDATA[Dikit]]></category> <category><![CDATA[Dolin]]></category> <category><![CDATA[Düden]]></category> <category><![CDATA[Kör Vadi]]></category> <category><![CDATA[Lapya]]></category> <category><![CDATA[Mağara]]></category> <category><![CDATA[Obruk]]></category> <category><![CDATA[Polye]]></category> <category><![CDATA[Sarkıt]]></category> <category><![CDATA[Traverten]]></category> <category><![CDATA[Uvala]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3912</guid> <description><![CDATA[Karst topoğrafyası, karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmaktadır. Esas itibariyle, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar CaCO3 çökelmesi sonucunda meydana gelmektedir. Karstik Alanların Özellikleri • Çıplak zeminler geniş yer tutar. • Toprak erimeler [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/karstik-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/">Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Karst topoğrafyası, karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmaktadır. Esas itibariyle, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar CaCO3 çökelmesi sonucunda meydana gelmektedir.</p><p><strong>Karstik Alanların Özellikleri</strong></p><p>• Çıplak zeminler geniş yer tutar.<br /> • Toprak erimeler sonucunda oluşan çukurlarda toplanmıştır.<br /> • Karstlaşmış kayaların yüzeyi su bakımından fakirdir.<br /> • Tarım olanakları sınırlıdır.<br /> • Yerleşmeler az ve dağınık topraklara bağlı olarak serpilmiştir.</p><p>Akdeniz Bölgesinin batısı, Güney Ege, Kuzeydoğu Anadolu başta olmak üzere ülkemizin beşte biri bu özelliğe sahiptir. Ülkemizde karstik şekillerin yaygın olduğu bölgemiz Akdeniz bölgemizdir. Ayrıca Çankırı, Sivas (Zara), Erzincan yöreleri de karstik yörelerdir. Bunun nedeni buradaki arazinin jips, kalker gibi eriyebilen kayalardan meydana gelmesidir. Antalya ovası karstik bir ovadır. Akdeniz bölgesindeki akarsular yaz mevsiminde Ege’deki akarsulara oranla biraz daha fazla akıma sahiptirler. Bunun nedeni Akdeniz’deki akarsuların kaynak suları ile beslenmesidir.</p><p><strong>KARSTİK AŞINIM ŞEKİLLERİ</strong></p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/karstik-asindirma-sekilleri.jpg"><img src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/karstik-asindirma-sekilleri.jpg" alt="karstik asindirma sekilleri Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri" title="karstik asindirma sekilleri" width="442" height="251" class="alignnone size-full wp-image-3913" /></a></p><p><strong>1. Lapyalar:</strong> Kalkerli yamaçlarda erime ile oluşan 10-30 cm derinlikte küçük oluklar ve kanalcıklardır. Birbirinden keskin sırtlarla ayrılırlar,arazi parçalanmış durumdadır. Tabanlarında terra-rossa topraklar oluşur.</p><p><strong>2. Dolin:</strong> Genellikle küçük çapta meydana gelmiş kepçe şeklindeki karstik çukurlara dolin adı verilir. Genişlikleri 20-300 m,derinlikleri ise 2-50 m arasında değişir. Zamanla kalker içerisinde bulunan terra-rossalar dolinlerin tabanında bir toprak tabakası meydana getirirler. Ayrıca dolinlerin içinde göller de meydana gelebilir.</p><p><strong>3. Uvala:</strong> Birkaç dolinin birleşmesi ile oluşan büyük erime çukurlarıdır. Uvalaların kenarları dik,tabanları düzdür.</p><p><strong>4. Polye:</strong> Çapları 1-2 km’yi geçen geniş kalker kayalar üzerindeki büyük erime çukurlarıdır. İçlerinde geniş tarımsal arazilerin bulunduğu polyeler dahilinde ve kenarlarında kırsal yerleşmeler,kasabalar ve hatta şehirler yeralmaktadır Batı Toroslar’daki Elmalı,Tefenni polyeleri ile Bursa’da Kestel polyesi en güzel örneklerdir.</p><p><strong>5. Obruklar:</strong> 100-300 m derinliğe ulaşabilen büyük kuyulardır. Yüzeydeki erime ve yeraltı mağaralarının tavanlarının çökmesi ile oluşurlar. Örnek; Akdeniz bölgesinde Silifke yakınlarındaki Cennet ve Cehennem obrukları ile İç Anadolu’nun güneyindeki Kızılören obruğu en önemlileridir.</p><p><strong>6. Düdenler:</strong> Yeryüzü sularının yeraltına gönderen yada yeraltı sularını yeryüzüne çıkaran doğal karstik kuyulardır. Bunlara su batan ve su çıkan adı da verilmektedir. Antalya yakınlarında düdenden çıkan sular şelale oluşturur. Buna düden şelalesi adı verilir.</p><p><strong>7. Mağara:</strong> Kalkerli sahalarda suların eritmesi sonucu meydana gelen yeraltı boşluklarına denir. Ülkemizde özellikle Akdeniz bölgesinde turistik değeri fazla olan mağaralar bulunmaktadır. Örneğin; Burdur İnsuyu, Alanya Damlataş ve Antalya Karain mağaralarıdır. Akdeniz bölgesinde karstik arazinin geniş yer tutması bu tip mağaraların yaygın olarak görülmesini sağlamaktadır.</p><p><strong>8. Kör Vadi:</strong> İçinde su bulunmayan kuru vadilerdir. Ancak yağışlı dönemlerde içinde su bulunabilir.</p><p><strong>KARSTİK BİRİKİM ŞEKİLLERİ</strong></p><p>Kireçli sular içindeki CO2 gazının çeşitli nedenlerle uçmasıyla,suyun içindeki kireç çökelir. Böylece karstik birikim şekilleri meydana gelir.</p><p><strong>a)Travertenler:</strong> Karstik alanlardan kaynaklanan suların bünyesinde eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatlı, yani kireçli suların buharlaşması ile karbondioksit ve kalsiyum açığa çıkmakta ve özellikle suların yayıldığı alanlarda çökelmeler sonucunda travertenler oluşmaktadır. Türkiye’de bunlara birçok yerde rastlanır. Antalya, Bursa, Pamukkale travertenleri en önemlileridir.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Pamukkale-Travertenleri.jpg"><img src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2011/03/Pamukkale-Travertenleri.jpg" alt="Pamukkale Travertenleri Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri" title="Pamukkale Travertenleri" width="567" height="374" class="alignnone size-full wp-image-3914" /></a></p><p><strong>b)Sarkıt:</strong> Mağara tavanlarından damlayan sulardaki kirecin çökelmesi sonucunda sarkıtlar oluşur.</p><p><strong>c)Dikit:</strong> Mağara tabanından yükselen çökelti taşlarıdır.</p><p><strong>d)Sütun:</strong> Sarkıt ve dikitin birleşmesi ile oluşan şekillerdir.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/goller/" rel="bookmark" class="crp_title">Göller</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-yer-sekillerinin-ana-ozellikleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;nin yer şekillerinin ana özellikleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/baslica-toprak-tipleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Başlıca Toprak Tipleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-ovalar-ve-platolar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Ovalar ve Platolar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-platolari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;nin Platoları</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/karstik-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/">Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/karstik-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Ülkemizdeki Ovaların Genel Özellikleri</title><link>http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/#comments</comments> <pubDate>Sun, 21 Nov 2010 01:08:43 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3582</guid> <description><![CDATA[Ülkemizdeki ovaların genel özellikleri ve bu ovalardan yararlanma yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz: • Önemli tarım ve yerleşim alanlarıdır. • Akarsu veya göl tortularıyla kaplı oldukları için verimli arazilerdir. • Yakın çevrelerinde kendilerini sulayan akarsular vardır. • Maden suları ve sıcak su kaynakları yönünden elverişlidir. • Yer kabuğunun hareketli zeminlerinde bulundukları için, deprem yönünden tehlikelidirler. Depreme [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/">Ülkemizdeki Ovaların Genel Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p><strong>Ülkemizdeki ovaların genel özellikleri ve bu ovalardan yararlanma yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:<br /> </strong><br /> <a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/tarim.jpg"><img class="size-full wp-image-3583 alignnone" title="tarim" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/tarim.jpg" alt="tarim Ülkemizdeki Ovaların Genel Özellikleri" width="343" height="257" /></a></p><p>• Önemli tarım ve yerleşim alanlarıdır.<br /> • Akarsu veya göl tortularıyla kaplı oldukları için verimli arazilerdir.<br /> • Yakın çevrelerinde kendilerini sulayan akarsular vardır.<br /> • Maden suları ve sıcak su kaynakları yönünden elverişlidir.<br /> • Yer kabuğunun hareketli zeminlerinde bulundukları için, deprem yönünden tehlikelidirler. Depreme karşı hassas olan bu tür arazilerdeki yerleşim alanları dikkatle seçilmeli ve yapılacak olan konutlar depreme dayanıklı olmalıdır.<br /> • Çevresine göre alçakta olmaları nedeniyle aynı zamanda havza tabanıdırlar.<br /> • Kıyı ovalarımızın büyük bir bölümü delta ovasıdır. Bu yüzden çok verimlidir. İhraç ettiğimiz tarım ürünlerinin çoğu bu ovalarda yetiştirilir.<br /> • Az eğimli olan delta ovalarımızda zaman zaman su taşkınları görülmektedir.<br /> • Koy ve körfez kenarında akarsular tarafından oluşturulan deltalar zamanla buraların dolmasına neden oldukları için bu tür ovaların gelişimi dikkatle izlenmeli ve gereken önlemler zamanında alınmalıdır.<br /> • Türkiye tarımını ayakta tutan ve yönlendiren en önemli yer şekilleridir. Bu yüzden bu tür alanların yerleşimden uzak tutulmasına özen gösterilmelidir. Hızla artan ve gelişen yerleşim alanlarını, sanayi kuruluşlarını ve ulaşım ağını bu alanların dışındaki arazilere yönlendirmek en iyi planlama örneğidir.<br /> • Kıyı bölgelerimizdeki delta ovaları, verimli toprakları ve elverişli iklim özellikleriyle adeta altın üçgen olarak değer kazanmaktadır. Bu nedenle, bu ovalarımızı çok iyi bir şekilde değerlendirerek erozyon ve çeşitli taşkınlardan korumalıyız.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-ovalar-ve-platolar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Ovalar ve Platolar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-ovalar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Ovalar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyenin-platolari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;nin Platoları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye’deki İç Ovalar</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/">Ülkemizdeki Ovaların Genel Özellikleri</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Türkiye’deki İç Ovalar</title><link>http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/#comments</comments> <pubDate>Sun, 21 Nov 2010 00:43:02 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3574</guid> <description><![CDATA[Kıyılardan uzakta bulunan iç bölge ovalarının büyük bir bölümü eski göl tabanları ile çöküntü alanlarında yer alır. Ülkemizde, Üçüncü Jeolojik Zamanda kıvrım olaylar, ile toptan yükselme ve alçalmalar da görülmüştür. Toptan yükselme ve alçalmalar, Dördüncü Jeolojik Zamanda da devam etmiştir. Bu olaylar sırasında Türkiye&#8217;nin birçok yerinde çöküntü alanları meydana gelmiştir. Zamanla göl sularıyla kaplanan çöküntü [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/">Türkiye’deki İç Ovalar</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Kıyılardan uzakta bulunan iç bölge ovalarının büyük bir bölümü eski göl tabanları ile çöküntü alanlarında yer alır. Ülkemizde, Üçüncü Jeolojik Zamanda kıvrım olaylar, ile toptan yükselme ve alçalmalar da görülmüştür. Toptan yükselme ve alçalmalar, Dördüncü Jeolojik Zamanda da devam etmiştir. Bu olaylar sırasında Türkiye&#8217;nin birçok yerinde çöküntü alanları meydana gelmiştir. Zamanla göl sularıyla kaplanan çöküntü alanlarının akarsuların getirdiği alüvyonlarla dolması sonucu göller kurumuş ve iç bölge ovaları oluşmuştur.</p><p>Yüksek ovalar olarak da bilinen iç bölge ovalarının bir kısmı, belli bir fay hattı boyunca sıralanırken, bir kısmı ise dağınık durumdadır. Belli bir fay hattı boyunca sıralanan ovalarımızın başında, Kuzey Anadolu Fay Kuşağı üzerinde yer alan ovalar gelmektedir. Doğuda Pasinler&#8217;den itibaren, batıda İzmit Körfezine kadar uzanan bu ovalar şunlardır: Pasinler, Erzurum, Erzincan. Suşehri (Sivas), Niksar, Erbaa (Tokat), Taşova, Suluova, Merzifon (Amasya). Tosya (Kastamonu), Kurşunlu, Çerkeş (Çankırı), Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca ovalarıdır.</p><p>Kuzey Anadolu Fay Kuşağının batısında yer alan Adapazarı Ovası, Sakarya Nehri&#8217;nin getirdiği alüvyonlarla kaplıdır. Sapanca Nehri&#8217;nin getirdiği alüvyonlar, Sapanca Oluğu&#8217;nun Marmara Denizi ile bağlantısını kesmiş ve Sapanca Gölü meydana gelmiştir. Çok verimli olan ova yüzeyinde Sakarya Nehri, Karadeniz&#8217;in çökmesiyle yatağını derinleştirip şimdiki boğaz vadisini oluşturmuştur.</p><p>Batı Anadolu&#8217;daki iç bölge ovaları doğu-batı doğrultusunda uzanan ve Batı Anadolu Fay hatları olarak bilinen grabenler üzerinde oluşmuştur. Bunlar, kuzeyden güneye doğru şöyle sıralanır: Bakırçay grabeninde Bergama, Soma ve Kırkağaç ovaları yer alırken, Küçük Menderes çöküntüsünde Torbalı, Tire ve Ödemiş ovaları bulunur. Gediz vadisinde Manisa, Akhisar, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir ovaları uzanır. Ege Bölgesi&#8217;nin en büyük ovası olan Büyük Menderes grabeninde ise; Söke, Koçarlı, Aydın, Yenipazar ve Sarayköy ovaları yer alır. Bu bölgede grabenler dışında bulunan diğer ovalar; Kütahya, Simav, Afyon ve Sandıklı ovalarıdır.</p><p>Akdeniz Bölgesi&#8217;ndeki iç ovaların önemli bir bölümü karstik kökenli polye ovalarıdır. Karstik ova olarak adlandırılan polye ovalarının çoğu tektonik çöküntü alanlarında oluşmuştur. Bunlar, daha çok Batı ve Orta Toroslar ile Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgeleri çevresinde bulunur. En önemlileri; Elmalı, Korkuteli (Antalya), Kestel (Burdur), Tavas, Acıpayam (Denizli) ve Muğla ovalarıdır. Bu ovaların tabanında yer yer bazı göllere rastlanır.</p><p>Güneydoğu Anadolu Fay Kuşağı boyunca uzanış gösteren iç ovalar, Nur Dağlarının güney eteklerinden itibaren; Amik, Kahraman Maraş, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Muş, Varto, Hınıs, Karlıova ve Göynük çöküntü ovalarıdır. Ortalama yükseltisinin fazla olmaması nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nin yerleşmeye en müsait yerleri buralardır. Çünkü bu ovalar çevrelerine göre alçak ve verimli olup, iklim açısından daha elverişli özelliklere sahiptir.</p><p>Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde yer alan diğer çöküntü ovaları ise İğdır, Erzurum, Erzincan, Bingöl, Afşin ve Elbistan ovalarıdır.</p><p>İç Anadolu Bölgesi&#8217;ndeki ovalarımızın çoğu çöküntü ovalarıdır. Bunların başlıcaları Konya, Eskişehir, Akşehir, Ereğli, Mürted ve Çubuk ovalarıdır.</p><p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;ndeki ovalarımız da tektonik kökenlidir. Diğer iç bölge ovalarımıza göre yükseltileri daha azdır. Bunlar; Nizip, Suruç, Altınbaşak ve Ceylanpınar ovalarıdır.</p><p><strong>İç bölge ovalarımızdan bazılarının özellikleri:</strong></p><p><strong>Erzurum Ovası:</strong> Etrafı fay ve volkanik dağlarla çevrili olan bu ova, tektonik çöküntü sonucu meydana gelmiştir. Ovanın, orta ve doğu kesimleri yer yer bataklıklarla kaplıdır.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/kayisi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3576" title="kayisi" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/kayisi-300x225.jpg" alt="kayisi 300x225 Türkiye’deki İç Ovalar" width="300" height="225" /></a><strong>Iğdır Ovası:</strong> Çevresindeki yüksek kütleler arasında oldukça çukur bir alan oluşturan Iğdır Ovası, yaklaşık 800 m yüksekliğe sahiptir. Buna bağlı olarak bu ova, Doğu Anadolu&#8217;ya göre mikroklima (küçük iklim alanı) iklim alanıdır. Doğu Anadolu&#8217;ya göre daha ılıman bir iklime sahip olan bu ovada, başta pamuk olmak üzere çeşitli tarım ürünleri yetiştirmek mümkündür.</p><p><strong>Konya Ovası:</strong> Türkiye&#8217;nin Çukurova&#8217;dan sonra ikinci büyük ovasıdır. Daha önceleri göl suları ile kaplı olan bu ovanın çevresinde, bazı bataklık alanlar ve patlama çukurları yer almaktadır.</p><p><strong>Malatya Ovası:</strong> Fırat nehri tarafından derin yarılmış olan Malatya Ovası, iç bölge ovalarımız arasında farklı bir görünüme sahiptir. Zamanla Fırat Nehri&#8217;nin gömülmesi sonucu ova, plato özelliğine kavuşabilir.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-ovalar-ve-platolar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Ovalar ve Platolar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-ovalar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Ovalar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-deprem-kusaklari/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Deprem Kuşakları</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-dorduncu-zaman-kuaterner/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Dördüncü Zaman (Kuaterner)</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/">Türkiye’deki İç Ovalar</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</title><link>http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/</link> <comments>http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/#comments</comments> <pubDate>Sun, 21 Nov 2010 00:39:10 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Coğrafya]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.ekoloji.biz/?p=3570</guid> <description><![CDATA[Akarsuların taşıdıkları alüvyonları, deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan ovalara delta ovası veya kıyı ovası denir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin kıyılarında, bu tür ovalara sıkça rastlanır. Delta ovalarının ülkemizdeki varlığı; akıntı ve gelgitin kıyılarımızda etkili olmadığının bir göstergesidir. Çünkü, deltaların oluşabilmesi için kıyılarda gelgit ve akıntıların fazla etkili olmaması gerekir. Ayrıca kıyının sığ olması ve [...]<p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Akarsuların taşıdıkları alüvyonları, deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan ovalara delta ovası veya kıyı ovası denir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin kıyılarında, bu tür ovalara sıkça rastlanır. Delta ovalarının ülkemizdeki varlığı; akıntı ve gelgitin kıyılarımızda etkili olmadığının bir göstergesidir. Çünkü, deltaların oluşabilmesi için kıyılarda gelgit ve akıntıların fazla etkili olmaması gerekir. Ayrıca kıyının sığ olması ve denize dökülen akarsuların bol miktarda yük taşıması, delta oluşumunu hızlandıran diğer etkenlerdir.</p><p>Alçak ovalar adıyla da bilinen kıyı ovaları, genellikle büyük akarsuların denize döküldüğü yerlerde oluşur. Bu tür ovaların oluşumunda bazen denizlerdeki seviye değişiklikleri ve tektonik olaylar da etkilidir.</p><p>Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz kıyılarımızda, derinliğin de etkisiyle delta ovasına fazla rastlanmaz. Bölgenin önemli kıyı ovaları, derinliğin iyice azaldığı Orta Karadeniz bölümü ile Sakarya Nehri ağzında yer alır. Bunlar; Bafra, Çarşamba ve Sakarya delta ovalarıdır.</p><p><a href="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/bafra_carsamba_deltalari.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-3571" title="bafra_carsamba_deltalari" src="http://www.ekoloji.biz/wp-content/uploads/2010/11/bafra_carsamba_deltalari-150x150.jpg" alt="bafra carsamba deltalari 150x150 Türkiyedeki Kıyı Ovaları" width="150" height="150" /></a>Bafra delta ovası: Ülkemizin en büyük akarsuyu olan Kızılırmak&#8217;ın ağzında yer alan Bafra ovası, çok sayıda kıyı oklarına ve lagünlere sahiptir.</p><p><strong>Çarşamba delta ovası:</strong> Yeşilırmak&#8217;ın getirdiği malzemelerle oluşan bu ovada da çok sayıda kıyı oku ve lagünler bulunur.</p><p><strong>Sakarya delta ovası:</strong> Marmara Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi&#8217;nin kıyı sınırında yer alan bu ova Sakarya Nehri&#8217;nin getirdiği malzemelerle oluşmuştur. Ancak kıyının derin ve akıntılı olması nedeniyle delta denize doğru fazla gelişemeyip daha çok doğu-batı doğrultusunda bir uzanış göstermiştir.</p><p>Ege kıyılarında bulunan delta ovalarımız, kuzeyden güneye doğru; Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovalarıdır.</p><p><strong>Meriç delta ovası:</strong> Az eğimli geniş bir havza alanında yayılış gösteren Meriç nehrinin taşıdığı bol miktardaki alüvyonlarla oluşmuştur. Hızla gelişmesi nedeniyle ovada zaman zaman taşkın olayları meydana gelmektedir.</p><p><strong>Bakırçay delta ovası:</strong> Bakırçayı&#8217;nın getirdiği malzemeleri Çandarlı Körfezi&#8217;nde biriktirmesiyle oluşmuştur. M.Ö. 150-300 yılları arasında burada yer alan Eleia limanı Bakırçayı&#8217;nın getirdiği alüvyonlarla dolarak kıyıdan uzakta bataklık hâlini almıştır.</p><p><strong>Gediz delta ovası:</strong> İzmir Körfezi&#8217;ne dökülen Gediz nehri ağzında oluşmuştur. 1886 yılına kadar bulunduğu yerin daha güneyinde akış gösteren Gediz nehrinin biriktirdiği malzemelerin, İzmir Körfezi&#8217;ni doldurması tehlikesiyle şimdiki yatağına kaydırılmıştır.</p><p>Günümüzde de biriktirme hızlı bir şekilde devam ettiği için körfezin dolma tehlikesi henüz ortadan kalkmış değildir. Bu yüzden söz konusu alanda bu duruma çözüm bulmak amacıyla bazı faaliyetler sürdürülmektedir.</p><p><strong>Küçük Menderes delta ovası:</strong> Denize doğru hızla ilerleyen bu delta ovası, M.Ö bir liman şehri olan Efes&#8217;in zamanla iç kesimlerde yer almasına sebep olmuştur.</p><p><strong>Büyük Menderes delta ovası:</strong> Büyük Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir. Oluşumu hızlı bir şekilde gerçekleşen bu ova. son 300 yılda denize doğru yaklaşık 6 km kadar ilerlemiştir.</p><p>Ege Bölgesi&#8217;ndeki Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes delta ovalarının bir başka özelliği de çöküntü alanları üzerinde gelişmiş olmalarıdır. Bu nedenle bu ovaların iç kesimlere doğru olan kısımları çöküntü ovası, denize doğru uzantıları ise delta ovası özelliğindedir.</p><p>Akdeniz Bölgesi&#8217;ndeki delta ovalarımızın başında Çukurova gelir. Çukurova, ülkemizdeki en büyük delta ovasıdır. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirdiği alüvyonlarla oluşmuştur. Yaklaşık 90 km lik bir alan kaplamaktadır. Delta üzerinde değişik zamanlarda farklı aşınımlarla oluşmuş üç taraça basamağı yer almaktadır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri bazı dönemlerde delta üzerinde birleşmiş, bazı dönemlerde ise ayrılmışlardır. Bu yüzden delta üzerinde bu eski akarsu izlerini de görmek mümkündür.</p><p>Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirdiği bu alüvyonlara zamanla Tarsus çayının getirdiği malzemeler de eklenince söz konusu alanda çok geniş bir delta ovası oluşmuştur. Hızla gelişimini sürdüren bu ovanın kenar kısımlarında çok sayıda kıyı set gölü ve rüzgârların oluşturduğu kumullar yer almaktadır.</p><p><strong>Göksu delta ovası:</strong> Silifke yakınlarında denize dökülen Göksu nehrinin taşıdığı alüvyonlarla meydana gelmiştir. Delta üzerinde yer yer bataklık ve göllere rastlanmaktadır.</p><p>Akdeniz Bölgesi&#8217;ndeki diğer bir delta ovamız ise Asi ovasıdır. Bu delta ovalarının dışında kıyı ovası olarak bilinen diğer ovalarımız, batıdan itibaren Köyceğiz, Dalaman, Eşençayı, Finike, Antalya, Serik ve Manavgat ovalarıdır. Bu ovalar, alüvyonlarla kaplı olmasına rağmen kıyı düzlüğü ovası olarak bilinir. Bunların en büyüğü Antalya Ovası&#8217;dır.</p><div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiye%e2%80%99deki-ic-ovalar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye’deki İç Ovalar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyede-ovalar-ve-platolar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;de Ovalar ve Platolar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-ovalar/" rel="bookmark" class="crp_title">Türkiye&#8217;deki Ovalar</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/ulkemizdeki-ovalarin-genel-ozellikleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Ülkemizdeki Ovaların Genel Özellikleri</a></li><li><a href="http://www.ekoloji.biz/dalga-asindirma-ve-biriktirme-sekilleri/" rel="bookmark" class="crp_title">Dalga Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri</a></li></ul></div><p><a href="http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/">Türkiye&#8217;deki Kıyı Ovaları</a> is a post from: <a href="http://www.ekoloji.biz">Ekoloji</a></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.ekoloji.biz/turkiyedeki-kiyi-ovalari/feed/</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> </channel> </rss>
<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk: basic
Page Caching using disk: basic

Served from: www.ekoloji.biz @ 2012-05-19 10:04:22 -->
